 |
| Toplam Üye: |
14469 |
| Aktif Üye: |
0 |
| Aktif Ziyaretçi: |
12 |
Üye Kayıt
|
 |
|
|
 |
MASHADOV'UN ARDINDAN / Hakan Albayrak |
 |
 |
|
sasita bildirdi: "Cumhurbaşkanı Mashadov’la görüşmemiz sırasında aşçı girdi odaya. Koca cumhurbaşkanı saygıyla ayağa kalktı. Yarım saat sonra bir daha geldi aşçı. Koca cumhurbaşkanı bu defa da saygıyla ayağa kalktı. İnsana bu kadar değer veren Mashadov’un savaştan, ölümlerden hazzetmesi mümkün müydü? Rus zulmünün ayyuka çıktığı günlerde bile uzlaşmaktan, anlaşmaktan barışmaktan söz eden Mashadov, barış arzusunda ne kadar samimi olduğunu, bundan bir ay kadar önce tek yanlı ateşkes ilan ederek bir kere daha gösterdi. Basayev ve arkadaşlarının da kabul ettiği bu ateşkes, barış için büyük bir fırsattı… Barışın önü açıldı diye sevinirken, Mashadov’un, elindeki zeytin dalıyla birlikte kurşuna dizildiği haberini aldık. İnanamadık önce. Ama haber doğruydu. “Putin bu kadar geri zekalı olamaz, kontrol dışı bir operasyondur, provokasyondur” dedik. Ama Putin, “Operasyona katılan herkese madalya verilsin” diyerek, bu işin arkasında olduğunu gösterdi. Allah, bin türlü belasını versin!
Sekiz yıl önce İstanbul’da bir otel odasında tanışmıştık. İmam Mansur’dan, Şeyh Şamil’den izler taşıyan dağ gibi bir adamdı. Benim adamımdı. 1995-97 savaşından sonra yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde onu desteklemiştim. Tabii, sembolik bir destekti benimkisi. Yeni Şafak’ta bir-iki yazı, o kadar. Savaşta isminin hakkını vererek aslan gibi savaşmış, ama barışın altına da karizmatik bir imza atmıştı. Cesurdu, ama maceraperest değildi. Gözü karaydı, ama nerede durması gerektiğini biliyordu. İdeal bir devlet adamı gibi görünüyordu işte. Onun için, Şamil Basayev ve Zelimhan Yandarbiyev’in de aday olduğu seçimlerde “Aslan Mashadov” demiştim. Çeçen halkının kahir ekseriyeti de “Aslan Mashadov” demişti. O gün, o otel odasında, İHH Başkanı Bülent Yıldırım ve Kafkas-Çeçen Dayanışma Komitesi Başkanı Ali Yandır ile beraber Mashadov’u dinlerken, bu seçimin ne kadar isabetli olduğunu anladım.
“Rusların provokasyonları bitmek bilmiyor. Bizi yeniden savaşa sürüklemeye çalışıyorlar.” diyordu; “Bunun önüne geçmek için elimden geleni yapıyorum, fakat yoksul halkımızın acil ihtiyaçlarını karşılayamazsam provokasyonlar sonuç verebilir. Çeçenistan’ın yatırıma ve büyük çapta insani yardıma ihtiyacı var. Halkımız fedakardır, ama fedakarlığını sürdürebilmesi için iyiye doğru bir gidiş görmesi lazım. Ülkemizi yeniden inşa etmeye bir an evvel başlamalıyız ki, barışın hiçbir işe yaramadığı fikri yayılmasın, savaş isteyenlerin ekmeğine yağ sürülmesin…”
Sevgili Yıldırım ve sevgili Yandır, Cumhurbaşkanı Aslan’ımız Mashadov’la şehir şehir, kapı kapı dolaşarak bu mesajı yaydılar. Ne yazık ki büyük ölçüde nafile. Almanya’da Ekkehard Maass diye bir Kafkasya aşığı da kendi ülkesinin siyasetçilerini, iş adamlarını, sivil toplum örgütçülerini Çeçenistan için bir şeyler yapmaya çağırıyordu. Diyordu ki: “Mashadov mutedil bir lider. Onun elini güçlendirmeliyiz. Çeçenistan’da refah ve istikrarı sağlamasına yardım etmeliyiz. Rusya buna engel olmaya çalışıyor. Çeçenlerin barbar olduğu yönünde propaganda yaparak, Batılıları Çeçenistan’dan uzak tutuyor. Mashadov yönetiminin başarısız olması ve radikallerin önünün açılması için elinden geleni yapıyor. Böylece, radikalleri işaret ederek Çeçenistan’ın terörist yuvası olduğunu ileri sürebilecek ve yeniden saldırıya geçebilecek.” Maass’ın dediği gibi oldu. Mashadov yönetimi refah ve istikrar yolunda kayda değer bir adım atamadı. Yıldızı sönmeye yüz tuttu. Bu arada Ruslar Dağıstan’da Müslümanları katliamdan geçirmeye başladılar. Basayev buna dayanamayıp Dağıstan’a yardım birliği gönderdi. Bu dayanışmaya terör damgası vuruldu. Mashadov yönetiminin teröristlere yataklık ettiği ileri sürüldü. Derlenip toparlanan Rus ordusunun ‘ikinci raund’a çıkmasına zemin hazırlandı. Basayev Dağıstan’a girmeseydi de başka bir mazeret bulunacaktı. Zaten Aleksander Lebed, 1997 yılında Rusya hükümeti adına Çeçenlerle barış anlaşması imzalaması imzaladığı için kendisini ihanetle suçlayanlara, ‘Ben sadece vakit kazanmaya çalışıyorum. Ordumuz dağınık vaziyette. Derlenip toparlanması için iki yıla ihtiyacımız var’ demişti. Süre doldu, gerekli provokasyonlar yapıldı ve Rusya yeniden Çeçenistan’a saldırdı. Sonrası katliam, katliam, katliam. 1999 sonbaharından beri katliam. Başkent Caharkale (Grozni) başta olmak üzere bütün Çeçen şehirleri harabeye, bütün tarlalar mezarlığa döndü. 200 binin üzerinde Çeçen öldürdü Ruslar. Yüzbinlercesini de topraklarından sürdüler. Bu vahşete rağmen itidalini koruyan Mashadov, direnişin kontrolden çıkıp sivilleri hedef almaması için elinden geleni yaptı. Hatta, savaşın Rusya topraklarına yayılmasına kategorik olarak karşı çıktı. Rus zulmünün ayyuka çıktığı günlerde bile uzlaşmaktan, anlaşmaktan, barışmaktan söz etti. Mashadov’un sağduyusu olmasaydı, Moskova’daki tiyatro baskını ve Beslan faciası istisnai hadiseler olarak kalmazdı.
Sivillere yönelik saldırıları her zaman kınayan Mashadov, uzlaşma arayışında ne kadar samimi olduğunu, bundan bir ay kadar önce tek yanlı kayıtsız şartsız ateşkes ilan ederek bir kere daha gösterdi. Basayev ve arkadaşlarının da kabul ettiği bu ateşkes, barış için büyük bir fırsattı.
Mashadov, ateşkes ilanından birkaç gün sonra, Rusya Devlet Başkanı Putin’e “Yarım saat başbaşa görüşürsek bütün sorunları çözeriz” diye çağrıda bulundu. Rusya’da, Türkiye’de “Fırsat bu fırsattır” diyerek harekete geçen barış lobisi, barış masasının kurulması için gayri resmi diplomatik temaslara geçti. Herkeste bir iyimserlik vardı. Rusya’nın İslam Konferansı Örgütü’ne üyelik müracaatı bu iyimserliği besliyordu. Ben de iyimserdim. İslam dünyasıyla yakınlaşmaya çalışan Putin’in bu fırsatı değerlendireceğine inanıyordum. Akıl, insaf ve ilm-i siyaset bunu gerektiriyordu. Kendi kendime (ve Gerçek Hayat okuyucularına) şöyle diyordum:
“Mevcut dünya düzeninin çarkına çomak sokmak için gerekli olan hayal gücü, zeka ve cesaret, Putin’de fazlasıyla var. Her alanda sergilediği bu hayal gücünü, zekayı ve cesareti bir tek Çeçenistan meselesinde göremiyoruz. Yüzbinlerce masum Çeçen’in cesedi, yerle bir edilmiş Çeçen şehirleri ve köyleri, yoksulluğun ve çaresizliğin ayyuka çıktığı Çeçen mülteci kampları İslam dünyasıyla yakınlaşma için pek iyi bir referans olmasa gerek! Çeçenistan’da uyguladığı kör şiddet siyasetinin sadece Çeçenlere değil Ruslara da kan kaybettirdiğini, aralıklarla da olsa 1780’lerden beri devam eden Çeçen gerilla mücadelesinin asla sona ermeyip Rusya’nın istikrarını daima tehdit edeceğini ve Rusya’yı harici müdahalelere daima açık tutacağını, ayrıca bu siyasetin Rusya ile İslam dünyası arasında sahici bir yakınlık kurmaya engel teşkil edeceğini biz buradan bile görebiliyorsak, Putin’in oradan hayli hayli görmesi lazım. Ve Çeçen mücahitlerinin son yıllardaki operasyonlarının bağımsızlığa değil Rusya’yı masaya oturtup iki taraf için de makul sayılabilecek bir özerklik anlaşması imzalama hedefine matuf olduğunu biz buradan hissedebiliyorsak, Putin’in oradan hayli hayli hissetmesi lazım. Eğer Putin, Çeçenistan meselesinde geleneksel Rus siyasetinin zincirlerinden kurtulur, hayal gücünü ve zekasını bu meselede de kullanır ve Çeçenlerle doğru dürüst bir anlaşma imzalama cesaretini gösterirse, İslam dünyasının kapıları Rusya için ardına kadar açılacaktır.”
Gel de Putin’e anlat bunu! Barışın önü açıldı diye sevinirken, Mashadov’un, elindeki zeytin dalıyla birlikte kurşuna dizildiği haberini aldık. İnanamadık önce. Ama haber doğruydu. “Putin bu kadar geri zekalı olamaz, kontrol dışı bir operasyondur, provokasyondur” dedik. Ama Putin, “Operasyona katılan herkese madalya verilsin” diyerek, bu işin arkasında olduğunu gösterdi. Allah, bin türlü belasını versin!
Yukarıda Mashadov için “dağ gibi bir adamdı” dedim. Heybetinden etkilendim. Ama zarafetinden daha çok etkilendim. O otel odasındaki görüşmemiz sırasında aşçı girdi içeri (yemeğin hazır olduğunu bildirmek için). Koca cumhurbaşkanı saygıyla ayağa kalktı. Yarım saat sonra bir daha geldi aşçı (bu defa yemeğin soğuduğunu bildirmek için). Koca cumhurbaşkanı bu defa da saygıyla ayağa kalktı. İnsana bu kadar değer veren Mashadov’un savaştan, ölümlerden hazzetmesi mümkün müydü? Değildi. Fakat Rusya, bu asil Kafkas beyefendisini bütün dünyaya gözü dönmüş bir katil, bir cani gibi tanıttı. Ve, Yandarbiyev cinayetinin hiç tepki çekmemesinden de cesaret alarak, Mashadov’u hunharca katletti. Böylece, insanlıktan anlamadığı gibi siyasetten de anlamadığını bir kere daha ortaya koymuş oldu.
Dudayev ve Yandarbiyev’den sonra 3. Cumhurbaşkanı Mashadov’u da şehit veren Çeçen İçkeriya Cumhuriyeti (Şehitler Cumhuriyeti de diyebiliriz) bu savaşı madde planında kaybedebilir. Fakat tarihin bize öğrettiğine göre bu savaş son savaş olmayacaktır. Çeçenlerle kalıcı bir anlaşmaya –yani iki tarafın da onurunu gözeten bir anlaşmaya- yanaşmayıp, ‘isyanı bastırmaya’ matuf şiddet siyasetine saplanıp kalan Putin, seleflerinin 200 yıldır yaptığı hatayı tekrar ediyor. Çeçen halkı bütünüyle dize gelse bile şehitlerin yaktığı ateşi yüreğinde taşımaya devam edecek ve önüne çıkan ilk fırsatta direniş bayrağını yeniden yükseltecektir. 200 küsûr yıldır devam eden Çeçen direnişi bir kere daha, bir kere daha, bir kere daha ezilse de asla sona ermeyecek, kendini mütemadiyen yeniden üretecek ve Rusya’yı hep diken üstünde tutacaktır.
Mashadov’a ganî ganî rahmet diliyoruz. Cenâb-ı Allah, şehadetini bereketlendirsin.
HAKAN ALBAYRAK
GERÇEK HAYAT DERGİSİ. "
|
 |
|
---Narltajans Kafkas Chat--- | |
 |
Ortalama Puan: 5 Toplam Oy: 2

|
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
| "MASHADOV'UN ARDINDAN / Hakan Albayrak" | Hesap Aç/Yarat | 10 yorum | Tartışma Ara |
|
| | Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız. |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
Re: MASHADOV'UN ARDINDAN / Hakan Albayrak (Puan: 1) Gönderen: qafqaz (abreq@hotmail.com) Tarih: 27.08.2005 Saat: 18:33 (Kullanıcı Bilgisi ) | ŞEHADETİN ASLANCASI
Çeçen lider Aslan Mashadov 1951'de Kazakistan'da doğdu. Mashadov altı yaşındayken Çeçenistan'a döndü. 1972’de Tiflis Askeri Topçu Akademisinden mezun oldu. Rusya Federasyonu'nun bazı bölgeleri ile Macaristan ve Litvanya'da görevler yaptı.
Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra ise ordudan ayrılarak, 1992'de Çeçenistan Genelkurmay Başkanı oldu. Rus güçlerine karşı 1994-1996'da Çeçen savaşçılara liderlik eden Mashadov, Rus güçlerin çekilmesinden sonra Çeçenistan devlet başkanı seçildi.
1999'da Şamil Basayev Dağıstan'a girince Moskova, Mashadov ile teması kesti. Mashadov'un görev süresi 2001'de bitti. İkinci Rus Çeçen savaşı nedeniyle seçim yapılamadığı için görevini devam ettiri-yordu, ancak Moskova tarafından doğal olarak tanınmıyordu.
2002'de Mosko-va'daki tiyatro bas-kınını gerçekleştirilenler, Basa-yev'e bağlı olduklarını açıklamışlardı. Rusya 2004 Eylül ayında, ülkenin güneyindeki Kuzey Osetya'ya bağlı Beslan'da bir okulun kuşatılması eyleminden ve bunu takip eden kanlı olaylardan Mashadov ile bağlantılı olan kişileri sorumlu tuttu. Eylemi daha sonra Şamil Basayev üstlendi.
Mashadov ise sivillere yönelik saldırıları kınadığını kaydederek, eylemden Rusya'nın Çeçenistan'da yaptığı zulümler nedeniyle intikam almak isteyen "çılgınların" sorumlu olduğunu açıkladı.
Mashadov'un 2005 Şubat ayında ateşkes ilan ederek Kremlin yönetimine barış görüşmeleri yapma önerisi, Moskova tarafından reddedildi. 8 Mart 2005'te ise Rus askeri yetkililer, Çeçen lider Aslan Mashadov'un şehit edildiğini açıkladı.
Çeçenistan bağımsızlık mücadelesinin adı gibi yiğit "Aslan" komutanı şehadet şerbetini içti. Bütün dünyanın gözü önünde soykırıma uğratılan, bir milyonluk nüfustan şehit olan 250,000 (çeyrek milyon) Çeçen arasına Devlet Başkanı Aslan Mashadov da katıldı.
Mashadov'un genç yaşta aklaşmış sakallarıyla her zaman gülen çehresini daima hatırlayacağız. Dört asırdır (400 yıl) devam eden Kafkas-Rus savaşları çerçevesinde Ruslar Kafkasya'da oluk oluk kan akıttılar. 1864 yılında Kuzey Kafkasya'yı işgal eden Ruslar, yaklaşık iki milyon Kuzey Kafkas-yalıyı yurtlarından sür-düler. Bugün dünyanın dört bir yanına savrulmuş vaziyette yaşayan Kuzey Kafkasya diasporasının sorumlusu Rusya'dır. Devletlerin ismi değişse de, (Rus Çarlığı, SSCB, Rusya Federasyonu) Kafkasya'da zulüm bitme-miştir. 1991 yılında yıkılan SSCB'nin ardından kurulan Rusya Federas-yonu, atalarının yolunda soykırıma devam etmek-tedir. 1992 yılında oluş-turulan Rusya Federasyo-nu'na katılmak istemeyen Çeçenistan, bağımsızlık yönünde irade beyan etmiştir. Yugoslavya Federasyonu'nun dağılma-sına nezaret eden, Çek ve Slovak halklarının ayrıl-masında hakemlik yapan batı, Çeçenistan'ın Rusya Federasyonu'na katılmama kararı karşısında Rusya'nın uyguladığı şiddete sessiz kalmıştır.
Aslan Mashadov Çeçen bağımsızlık mücadelesinin önemli isimleri arasında yer almıştır. Dudayev'in başkanlığı döneminde Çeçenistan Genelkurmay Başkanı olarak görev yapmıştır. Dudayev'in şahadetinden sonra kazanılan zaferin mimarıdır. Aslan Mashadov 1996 yılının 31 Ağustosunda devlet başkanı Yeltsin'in Çeçenistan nezdindeki temsilcisi Aleksandır Lebed ile Hasavyurt anlaşmasına imza koyarak Çeçen zaferini ve Çeçenistan'ın bağımsızlığını belgeleyen insandır.
Mashadov, 1996 ateşkes anlaşmasının ardından Çeçenistan'ı ayağa kaldırmak için büyük uğraş verdi. Zaferden sonra kendisini ziyaret eden heyetlere "Asıl şimdi Çeçenistan'a destek verin" demekten kendini alamıyordu. Ruslar Mashadov yönetimini başarısız kılmak için ellerinden geleni yaptılar. Çeçenistan'da olmadık provokasyonlar tertip ettiler. Adam kaçırdılar, faili meçhul cinayetlerle Çeçenistan'ı karıştırdılar. Bağımsızlık yolunda yürüyen Çeçenistan'ın yürüyüşünü sabote etmek için akla hayale gelmedik tertiplerde bulundular. Bugün halen tartışmaya açık olan Dağıstan provokasyonu ile Şamil Basayev ve bir grup arkadaşını provoke eden Rusya başarılı olmuş, Dağıstan olaylarını bahane ederek barış sürecini
Bu yorumun devamını oku... |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
Re: MASHADOV'UN ARDINDAN / Hakan Albayrak (Puan: 1) Gönderen: qafqaz (abreq@hotmail.com) Tarih: 27.08.2005 Saat: 18:42 (Kullanıcı Bilgisi ) | Ayşe TANSEVER
14.03.2005
Rusya
Mashadov’un Ölümü Güçler Dengesini Etkiler
Rus güvenlik güçleri, geçtiğimiz günlerde Çeçenistan’ın Rusya’dan bağımsız bir devlet olması için mücadele veren güçlerin başı Aslan Mashadov’u öldürdü. Batı basını ve Batıcı Rus basını hep bir ağızdan ölümün Çeçen mücadelesini durdurmayacağı doğrultusunda yorumlar yapmaya başladılar. Aslan Mashadov’u öldürmek Çeçen direnişini bastırmakla eş anlamlı olamazdı. Hatta şimdi yerine daha radikal olan, Şamil Basayev geçebilirdi. Baseyev Moskova tiyatrosu baskını, Beslan okul eylemini gerçekleştirdiğini açık açık söylemişti. Yani böylece Çeçen hareketi Rusya’nın başına eskisinden daha çok bela olabilirdi. Baseyev Çeçen bağımsızlık hareketini daha da kanlı hale getirebilirdi. Yorumlar buradan kalkarak Putin’in Mashadov’u öldürterek yanlış yaptığı sonucuna oturuyor.
Oysa Mashadov Rusya’ya sık sık barış önerilerinde bulunmuştu. Hatta geçtiğimiz ay içinde tek taraflı olarak barış ilan etmişti. Ilımlı bir Çeçen bağımsızlık mücadelecisiydi. Ancak Rusya bunları reddediyordu. Onun ikili oynadığını söylüyorlardı. Basayev’den farkı olmadığını onu göstererek taviz koparmaya çalıştığını iddia ediyorlardı. O nedenle Rusya Mashadov’u azılı bir düşman ilan edip kafasına 10.3 milyon dolar ödül koymuştur.
Mashadov’un bu iddiaların neresinde durduğunu söylemek tarihin işi ancak şurası bir gerçektir ki Batı emperyalist güçleri açısından Mashadov Rusya’ya baskı yapma aracı olmuştur. Herhangi bir Batı’lı diplomat Moskova’ya ziyarete geldiğinden hemen Çeçen bağımsızlığına, Rusya’nın Çeçen halkının haklarını çiğnemesine, Çeçen kentlerinin Rus askeri uçaklarınca bombalanmasına değinirdi. Bunu göstererek Rusya’dan taviz koparmaya çalışırlardı.
Rusya açısından Çeçen olayı onun uluslar arası terörizmden aldığı paydır. Çeçen ayrılıkçılarının al Kaide ile, Osama bin Ladin ile bağlantıları vardır. Afganistan topraklarında eğitim görüp geri dönerler. O nedenle ABD nasıl Afganistan’ı kendi ulusal güvenliği açısından bombaladığını iddia ediyorsa, hatta Irak’ta onların Zerkavi uzantıları var diye korku duyduğunu söylüyorsa Rusya’da Çeçen kentlerini ayni gerekçelerle bombalamaktadır. Çeçen direnişi Rusya güvenliğine bir tehdittir. Rusya bunu iddia etmekte ve ABD’nin uluslar arası terörizmine bu nedenle destek verdiğini savunmaktadır.
Elbette bunu inkar etmek pek olası değildir. Afganistan bir ara iki sistemin dövüş alanıydı. Müslümanlar buradan Sovyetlere cihat açmışlardı. Ama Sosyalist sistem çöküp ABD düşmansız kalınca bu düşmanları kendine yöneltivermişti. Şimdi Çeçen direniş güçlerinin arasında da ABD ile iyi ilişkide olanların olmaması düşünülemezdi. Yani Çeçen direnişi öyle saf bir halk bağımsızlık direnişi olarak düşünülmemelidir. Arkasında kirli güçlerin olduğu bilinmektedir. Hele Çeçen direnişçilerinin eylemlerinin Batı’nın Rusya’yı sıkıştırma aracı olduğunu düşünürsek Mashadov’un yada Basayev’in arkasında Batı olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Durum böyle olunca da Mashadov’un öldürülmesinin Rusya yada Putin hanesine yazılmış bir puan olarak değerlendirmek yerinde olacaktır. Mashadov’un öldürülmesi Kafkaslardaki ve dünya güçler dengesini Rusya’dan yana bir parça oynatmıştır.
Kafkasların Önemi
Batı eski Sosyalist sistem içinde olan ülkelerin Rusya etkisinden çıkması için elinden geleni arkasına koymuyor. İlk önce Sırbistan’da arkasından Gürcistan’da sonra da Ukrayna’da bir renkli devrimler peşinde koşuyor. Gençler arasında örgütlenerek orada Rusya yanlısı iktidarları devirmede başarılı oluyor. Şimdi bir benzerini de Lübnan’da sanki gerçekleştirmeye çalışıyor. Çiçeği burnunda Ukrayna devlet başkanı hemen Almanya ziyaretine çıktı. Almanya parlamentosunda konuşma yaptı. Rusya da bu denge değişimine sanki Mashadov’u öldürerek karşılık verdi. Ancak söylendiğine göre Almanya şansölyesi Schröder Ukrayna ile yetiniyordu ve Çeçen sorununa “Putin’i kırmamak(!)” için değinmiyordu. Rusya eski hükümranlık sürdüğü ülkelerden bir tanesini daha kaybetmemekte k
Bu yorumun devamını oku... |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
Re: MASHADOV'UN ARDINDAN / Hakan Albayrak (Puan: 1) Gönderen: qafqaz (abreq@hotmail.com) Tarih: 27.08.2005 Saat: 18:47 (Kullanıcı Bilgisi ) | Yeryüzünün Damarlarına Kan Veren Bir Şehidin Ardından
Bazen yaşamak mı zor ölmek mi diye soruyorum kendime. Tarihin kanlı eylemlerine tanıklık etmek. Tüm bu acılara, haksızlıklara, katliamlara, kan kokularına dayanmak ve katillerle aynı dünya üzerinde yaşamak yüreğime ağır geliyor.
Kimler gitmedi ki, kimleri yolcu etmedik ki bu güne değin!
Düşün yakamızdan artık! “Düşün yakamızdan ve çekin kanlı ellerinizi üstümüzden. Çıkın topraklarımızdan ey özgürlük tellalı emperyalistler“ diye avazım çıktığı kadar haykırmak istiyorum. Filistin geliyor aklima, sapan taşları, tankalara direnen küçük çocuklar. Sonra Irak, sonra sonra Keşmir, sonra Çecenistan. Allahım zalimin olduğu ne çok yer var!
Cd`leri karıştırıyorum. Çecenistan belgeselinin olduğu cd`yi bir kez daha izlemek istiyorum. Yine bazı sahneleri izlerken gözlerime sözüm geçmiyor. Davasının yükünü taşıyamayan, sorumluluklarını yerine getiremeyen kardeşlerime sitem ederek akıyor gözyaslarım…
Onur damlıyor Çeçen halkının gözlerinden. Onur, iman ve direniş sızıyor yüreklerinden. Toprağın kulağına eğilip, bak sana bir tanesini daha gönderdik. Bak sana Aslan Mashadovu`da getirdik diyorum. Onu da sar, onu da bağrında merhametle saklab Tıpkı Şeyh Ahmet Yasin`i, İmam Şamil`i, 250 bin Çecen'i sakladığın gibi.
Kötü haber tez yayılır derler ya. Ölüm haberleri yankılanıyor gazete ve televizyonlarda. Diyorlar ki;
"Çeçen halkının bağımsızlığı için, tüm dayatmalara karşı çıkan, barışın sesi, onurun simgesi Mashadov, 8 Mart 2005 günü Tolstoy Yurt Köyü’nde şehadetle taçlandırıldı.
1951 yılında kendi jenerasyonundaki bütün Çecenler gibi O`da sürgünde doğmuştu.
Ailesi 1944 de Stalin tarafından sürgün edilmişti. O`da tıpkı şehid edilen babası gibi 'namazım, duam, yaşamım ve ölümüm Allah icindir' diyenlerdendi. Direnişçi bir liderdi".
Yüzyıllar önce Iskoçya'da efsanevi bir hürriyet mücadelesi veren ve son nefesinde dahi "özgürlük, özgürlük!" diye haykıran William Wallace nasıl hafızalardan silinmediyse, en az onun kadar mert, cesur, onurlu ve asil olan Aslan Mashadov´da asla unutulmayacaktır”.
Hep isimleri değişti diyorum kendi kendime. Mazlumların ve kafirlerin sadece isimleri degişti. Firavunlar, Hamanlar, Karunlar yaşıyor. Tıpkı Musa`ların , Sümeyye`lerin ölmediği gibi. İsa zannıyla çarmıha geriyorlar hala, tahtalara çiviliyorlar kalbimizi.
Ey Mashadov`un öldüğüne bir türlü inanamayan ve güney Rusya´nın Rostow eyaletine gönderdiği cesedin yüzde 97 Mashadov´a ait olduğunu öğrendiğinde sevinc çığlıkları atan Putin!
Ey kanlı elleri kuruyası Putin! Tıpkı Petrolar, Stalinler, Katherinalar ve nice çarların öldügü gibi gün gelecek sen de öleceksin!
Topragın midesi bulanacak. Ya RabbF ben bu zalimi istemiyorum. Ya Rabb! binlerce çocugun, binlerce yiğidin katili, binlerce namusun mütecavizi olan bu alçak zalimi bağrımda istemiyorum diye inleyecek, ama yine de Rabbinin emrine itaatle boyun eğecek. Toprak da sabredecek. Tıpkı mazlumların sabr ettiği, Rabbimizin “Sakın Allah´ı zalimlerin yaptıklarından gafil sanma. O onları, gözlerin dehşetten yuvalarından fırlayacak bir güne kadar ertelemektedir“ (İbrahim:42) dediği, gelmesi hak olan gün gelinceye kadar.
Rabbimiz! Sen iyilik kapılarını açan, bütün hadiselerin nihai hakemi olarak mutlaka adaleti gercekleştiren, sabreden, erteleyen ama intikam alınması gerekenlerden intikamını mutlak alacak olansın. Kafirlerin yaptıklarına seni şahid tutuyoruz. Tüm zalimleri sana havale ediyoruz.
Şahid ol ya Rabb, şahid ol ya Rabb, şahid ol ya Rabb!
Selam, senin üzerine olsun ey şehid! Selam, davası uğruna ölebilecek kadar ahdine vefalı kalabilen takva sahiplerinin üzerine olsun...
Yeryuzunden.net |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
Re: MASHADOV'UN ARDINDAN / Hakan Albayrak (Puan: 1) Gönderen: qafqaz (abreq@hotmail.com) Tarih: 27.08.2005 Saat: 18:50 (Kullanıcı Bilgisi ) | Özcan Özen
Çeçenler Özgür Olmadan Barış da Olmayacak
8 Mart 2005 günü “bir ihbarı değerlendiren” Rusya Federasyonu (RF) istihbarat ve güvenlik güçleri, Çeçenistan’ın başkenti Grozni’nin kuzeyinde yer alan Tolstoy-Yurt kasabasında bir eve düzenledikleri baskının sonucunda sevince boğuldular. Haksız da sayılmazlardı, ne de olsa “terörist başı” ölü olarak ele geçirilmişti. Oysa katledilen, ülkesindeki işgale karşı direnişin lideri, Çeçenistan devlet ve genelkurmay başkanı Aslan Aliyeviç Mashadov’du.
Kısa süre içinde direniş cephesindeki Çeçen kaynaklar tarafından da doğrulanan ölüm haberi, Çeçenistan’da olduğu gibi, gerek Rusya gerekse dünya genelinde Çeçenistan’da “barış sürecine vurulmuş bir darbe” olarak yorumlandı. Yorumcuların neredeyse tamamının ortaklaştığı kanaat, Rusya’nın, direniş cephesi içinde masaya oturabileceği tek muhatabını öldürmekle ‘aptallık’ etmiş olduğuydu. Özellikle 1999’da başlayan İkinci Çeçenistan Savaşı öncesi ve sonrasında Mashadov’un politik duruşuna ve söylemine bakıldığında yorumcuların böylesi bir sonuca varmasına şaşırmamalıdır. Tabii sadece Mashadov’un duruşu açısından: Yanılgıya düşülen nokta savaşın ikinci bir tarafının da olduğunun ihmal edilmesi ya da unutulmasıdır.
Mashadov, öldürülmeden dört gün önce 4 Mart’ta “eğer RF devlet başkanı Putin ile yüz yüze yarım saat görüşebilirse, onu ikna edebileceğini ve Çeçenistan’da barışı tesis edebileceklerini” söylemişti. Öncesinde, 14 Ocak 2005’te ise bir iyi niyet ifadesi olarak ve barış görüşmelerine olanak vermek amacıyla 1 Şubat’tan geçerli olmak üzere bir ay boyunca tek taraflı ateşkes ilan etmiş ve “ön koşulsuz olarak Kremlin’le gerçek siyasi diyaloga açık” olduklarını bildirmişti. Mashadov’un barış yanlısı olduğunu kanıtlaması için denemediği bir tek yöntem kalmıştı; teslim olmak. Mashadov’un dul eşi, 5 Mart’ta eşinin “RF müzakerecileriyle görüşeceğini ve her şeyin iyi olacağını” kendisine söylediğini aktarırken, isminin açıklanmasını istemeyen bir FSB (eski KGB’nin devamı istihbarat örgütü) yetkilisi Mashadov’un son beş aydır Tolstoy-Yurt’ta olduğunu fakat bu istihbaratı ancak Mart ayı başında edindiklerini belirtmektedir. Hiç kuşku yok ki Mashadov barış müzakerelerinin başlatılması için yoğun bir çaba içindeydi. Fakat muhatabı RF’nun barışın adını anmak dahi istemediği göz önüne alınırsa bu sadece ümitsiz bir çabaydı.
Diplomasinin mezesi; Çeçenistan
25 Şubat 2005 tarihinde, Rus Asker Anaları Komitesi ile Mashadov’un Avrupa Özel Temsilcisi Ahmet Zakayev, Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi yetkililerin de hazır bulunduğu bir görüşmenin sonunda RF’na sunulmak üzere “Çeçenistan Barış Teklifi”ni hazırlayıp imzaladılar. Bu girişim Mashadov’un daha önce açıkladığı ve Kosova modelini örnek alarak hazırlanan, Çeçenistan’daki mevcut tarafların silahlarını bırakmasını ve bir Birleşmiş Milletler (BM) ya da Avrupa Birliği’nin komuta ettiği askeri bir gücün güvenliği sağlamak üzere Çeçenistan’a konuşlanmasını, taraflar arasında görüşmelerin başlamasını öngören barış planına uygun bir adımdı. Bu plan, Avrupa’daki Fransız ve Alman ortakları ve ABD tarafından Putin’e sık sık hatırlatılmaktaydı. Fakat şimdiye kadar Putin’in küçümseyici gülümsemesi dışında bir yanıt alamamışlardı.
Tam da bu girişimden bir gün önce Bush ve Putin Slovakya’nın başkenti Bratislava’da ikili bir zirve yaptılar. Zirve öncesi gerilimin kaynağı, Amerikan tarafının muhatabını, Çeçenistan’daki şiddet sarmalı ve sivillerin katledilmesi gerçeğini yanında, özellikle Beslan okul baskını sonrasında Rusya’da demokratik hak ve özgürlüklerin askıya alınması ve federasyon içindeki 89 idari bölge yöneticisinin halk tarafından seçilmesi yerine Moskova tarafından atanmasını öngören düzenlemeler dolayısıyla eleştirmesi ve demokrasiyi rafa kaldırılmaya yönelik bu tür adımların RF’nun “özgür dünya”dan uzaklaşması şeklinde yorumlanabileceğiyle tehdit etmesiydi. Tabii sadece görünürde.
RF, Türkiye’nin ardından Suriye ile ilişkilerini geliştirmek yönünde somut adımlar atmaktaydı.
Bu yorumun devamını oku... |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
Re: MASHADOV'UN ARDINDAN / Hakan Albayrak (Puan: 1) Gönderen: qafqaz (abreq@hotmail.com) Tarih: 27.08.2005 Saat: 18:52 (Kullanıcı Bilgisi ) | Kafkasların Türkiye için önemini anlatmayacağım, özellikle Rusya’nın 500 yılda Dünyanın en kuzeyinden, Ardahan’a kadar nasıl gelebildiklerini ve bizim olan bu toprakların kaybında Atalarımızın korkunç ihmallerini görmezlikten geleceğim. Şeyh Şamil ve yiğit arkadaşlarının, şu andaki Çeçenlerin asil mücadelesine çok benzeyen iman ve vatan savunmalarında onlara destek olmamamızın bedelini, Kars ve Ardahan gibi vatan topraklarının düşman çizmesi ile çiğnenerek ödediğimizi hiç hatırlamayacağım.
Bu şanlı direnişlerinde, şehit emanetleri çeçen kadın ve çocuklarına ülkece sahip çıkmadığımızı, dahası onları bir dilim ekmeğe bile muhtaç hale getirdiğimizi görmezlikten geleceğim. Fakat heyhat TV ekranlarında büyük gazi ASLAN MASHADOV' un cansız bedenini gördüğümde de artık ağlamadan yapamayacağım.
Sanmayın ki ağlamam sadece bu büyük dava önderinin cansız bedenine reva görülen imansız hakarete , ben aslında ülkem için ağlıyorum, Geçmişte Osmanlı dedelerimizin Şeyh Şamil’in şanlı direnişine bigane kaldıkları ve "Bana dokunmayan yılan" siyaseti güttükleri gibi, şimdi aynı senaryo uygulanmakta ve biz hiç tarihten ders almadan aynı aymazlıkla duruma seyirci kalmaktayız. Koca Ayının yıllardır bir avuç çeçenle boğuşması Kafkasya’nın çamları için değil, Türkiye’nin Kuzey kapısını zayıf düşürmek içindir. Aksi halde önümüzdeki on yıllarda çok çok önemli olacak ( ve yıllardır altımızdaki zenginliğin kıymetini bilmeden oturduğumuz topraklardaki ) enerji kaynaklarına nasıl ulaşacaklar? ve ABD ile AB' nin iştahla beklediği kurtlar sofrasında nasıl yer alacaklardır.
Asıl biz nasıl büyük ülke olacağız, nerde kaldı Adriyatik’ten, Çin denizine Türkiye? Tüm bu yüce idealler Brüksel yollarında hayal mi oldu?
Yurdum insanı televizyonlarında geveze (ve cahil) kaynanalarla, şöhret peşindeki insanların rezil şovlarını seyrederken, Kafkaslarda ASLANLAR şehit oluyor. Ne gam! Nasılsa Kafkasya nere, vatandaşın evi nere ….
Bazıları diyorlar, Bu çeçenler çok aptal, Koca Rusya’nın önünde boşu boşuna kırılıyorlar. Ben buna sadece Heredot tarihinden bir küçük bölümle karşılık vereceğim.
Vaktiyle, Bugün Yunanistan’ın olduğu toprakları, şimdiki İran’lıların ataları olduğu söylenen Pers’ler işgal eder. Büyük Pers Ordusu karşısında tüm yarımada hizaya gelmişken sadece küçük bir topluluk ( Lakedemionlar ) Pers ordusuna direnir. Bu direniş sürerken, Pers kralı, özel elçisini Lakedemion’lulara gönderir ve aşağıdaki konuşma geçer.
Pers Subayı – Bakın herkes bizim üstünlüğümüzü kabul etti. Siz boşu boşuna savaşıyorsunuz.Gelin bize teslim olun üstelik biz sizlere diğerlerinden daha fazla iyi davranacağız.
Lakedemion Halkı - Ey Pers Subayı Sen ÖZGÜRLÜĞÜN NE OLDUĞUNU bilir misin? O öyle güzel bir şeydir ki sen onu yaşasan Onu bizden fazla savunurdun. Hem de dişinle ve tırnağınla …
Ve sonuçta savaşı LAKEDEMİON’lar kazanır ve bu bir avuç kahraman bütün yarımadayı, işgalden kurtarır. Özgürlüğüne bu kadar düşkün bir milletin üstelik özgürlük ve bağımsızlık karakteri olan bir milletin Çeçenleri anlamamasını ben kabul etmiyorum ve buna da inanmıyorum, ve sadece şimdilik elimden gelen Cenabı ALLAH’TAN bu ASİL ÖZGÜRLÜK SAVAŞÇILARINA yardım ve başarılar ile Yüce milletimize Akıl ve fikir niyaz ediyorum.
Saygılarımla.
RECEP DÖNMEZ |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
Re: MASHADOV'UN ARDINDAN / Hakan Albayrak (Puan: 1) Gönderen: qafqaz (abreq@hotmail.com) Tarih: 27.08.2005 Saat: 19:00 (Kullanıcı Bilgisi ) | ASLAN MASHADOV’UN ÖLÜMÜ VE ÇEÇEN DİRENİŞİNİN SON PERDESİ
Aslan Aliyeviç Mashadov 8 mart sabahı Tolstoy-yurt şehrinde bir evin bodrumunda öldürüldü.Geçtiğimiz Şubat ayı içinde Rus birliklerine karşı saldırı olaylarını askıya aldığını ve Rusya ile görüşme masasına oturmaya hazır olduğunu ifade etmişti.
Mashadov’un ölümünün Çeçenistan meselesinin siyasi yollardan çözümünü imkansız hale getirdi. Zira, Mashadov’dan sonra en etkili Çeçen lider olan Şamil Basayev, Ruslarla görüşme yanlısı değil ve saldırılarını, 1 Eylül 2004 Bislan okul baskınında olduğu gibi, sivil hedeflere yöneltmekten de çekinmiyor. Bu ise Çeçen hareketinin uluslar arası camiada meşruiyetinin azalmasına sebep oluyor.
Uzun zamandan beri çıkmaza giren Çeçen meselesinin mevcut şartlar içerisinde çözülemeyeceğini, çözümün ancak mevcut Çeçen ya da Rus idarecilerin ölümünden sonra gerçekleşebileceğini daha önceki yazılarımızda ifade ermiştik.
Mashadov’un ölümünden sonra Çeçen direnişinin bütün insiyatifinin Basayev’in eline geçmesi durumunda, kanlı eylemlerin ve dolayısı ile çözümsüzlüğün devam edeceği aşikar. Ancak, Basayev’in de yakalanması ya da öldürülmesi durumunda Çeçen meselesinin çözümünden bahsedebileceğiz. Bu çözüm ise Çeçenistan’ın tamamen Rus birliklerinin hakimiyetine girmesi ve direnişin sona ermesinden ibaret olacaktır.
Mashadov’un öldürülmesi şüphesiz ki Putin’e ülke içinde çok büyük prestij kazandıracaktır. Son zamanlarda muhalif basının sıkça seslendirdiği Putin zamanında hiçbir sahada belirli bir ilerlemenin gerçekleştirilemediği yolundaki iddialar bir süre kesilecektir.
Mashadov’un nasıl öldürüldüğü konusunda ise çelişkili açıklamalar geliyor. Öldürülen Çeçenistan eski Devlet Başkanı Ahmet Kadırov’un oğlu ve halen Çeçenistan Başbakanı 1. Yardımcısı olan Ramazan Kadırov, Mashadov’un, bulunduğu sığınak kuşatıldığı sırada korumalarından birinin kaza kurşunu ile öldüğünü açıkladı. Ancak Kuzey Kafkasya Anti-terör Operasyonları Sorumlusu İlya Şabalkin ise yaptığı açıklamada, Mashadov’un, sığınağının bombayla havaya uçurulması sırasında öldüğünü söyledi.
Mashadov ve adamlarının 8 Mart Kadınlar Günü dolayısı ile yapılacak resmi törenler sırasında resmi hedeflere bir saldırı hazırlığı içerisinde oldukları, sığınağa operasyonun bu saldırıdan birkaç saat önce yapıldığı iddia edildi. Ancak Mashadov’un gizlendiği şehirde böyle operasyon yapmasının çok mantıklı olmadığı yorumları da yapılıyor.
Mashadov’un bir süreden beri bir akrabasının evinde gizlendiği Tolstoy-yurt şehri ise, halkının Mashadov karşıtı olması ile tanınıyor. Yorumcuların, Mashadov’u kimsenin böyle bir şehirde aramak aklına bile gelmezdi, diyorlar. Sığınakta Mashadov’un kişisel arşivi de bulundu. Bu Mashadov direnişinin bazı sırlarının çözülmesine yarayacaktır.
Mashadov’u, geçtiğimiz günlerde yakalanan bir teröristin ihbar ettiği, ancak ödül olarak konan 10 milyon doların ise bu muhbire verilmeyeceği belirtiliyor. Mashadov’un cenazesi ise kanunlar gereği yakınlarına verilmeyerek, isimsiz ve açıklanmayacak bir yere gömülecek.
Dr. İhsan ÇOMAK
ihsancomak@hotmail.com |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
Re: MASHADOV'UN ARDINDAN / Hakan Albayrak (Puan: 1) Gönderen: qafqaz (abreq@hotmail.com) Tarih: 27.08.2005 Saat: 19:02 (Kullanıcı Bilgisi ) | Çeçenistan’da Barış Öldü Mü?
8 Mart Çeçenistan tarihine önemli bir gün olarak geçti: Seçimle başa gelen ilk Çeçenistan Cumhurbaşkanı Rusya Özel Kuvvetleri tarafından öldürüldü. Yapılan açıklamalara göre, Çeçenistan için son özgürlük umudu da sona ermiş oldu. Mashadov, Rusya hükümeti tarafından ‘tehlikeli terörist’ olarak adlandırılmasına rağmen, işgalci güçler ile uzlaşmacı girişimlerde bulunmuş ve hatta ‘Rusya Başkanı Putin ile yarım saatlik bir barış konuşması yaptığım takdirde savaş sona erebilir’ şeklinde bir açıklama yapmıştı.
Mashadov’un ölümünün ardından, tüm dünyada yeni Çeçen İçkerya Cumhurbaşkanı’nın kim olacağı konusunda nefesler tutuldu ve Mashadov’un İslam âlemi tarafından ‘Müslüman şehit’ olarak kabul edilişi şaşkınlıkla izlendi.
Çeçen liderinin öldürülmüş ve Rusya hükümetinin zafer memnuniyeti içinde olmasına rağmen, Rusya’da en çok aranan kişi olan Çeçen ayrımcı militanı Şamil Basayev’in nerede olduğuna dair hala bir bilgi yok. Basayev’in sürekli şiddete başvurması ve terörist saldırılar gerçekleştirmesi –örneğin, Beslan’daki öğrencilerin okullarında esir tutulması gibi-, Çeçen halkı ve Kafkasya Bölgesi’ndeki tüm barış ihtimalleri için çok büyük bir tehdit unsuru oluşturuyor. Çeçen Cumhurbaşkanı öldürüldüğü takdirde, Basayev’in liderliğindeki radikal Çeçen tarafının etkisinin artacağını fark etmek hiç de zor değildi.
Fakat Cumhurbaşkanlığına getirilen isim, birçokları tarafından beklendiği gibi Basayev değil de, Abdul-Halim oldu. Rus basını yeni Cumhurbaşkanının Arap olduğunu vurgulayan haberler yapmakta gecikmedi ve onu daha önce Basayev’in üstlendiği ‘en tehlikeli Wahabi (radikal İslamcı)’ pozisyonundaki kişi ilan etti. Abdul-Halim, şiddet olayları, sivilleri esir alma ve diğer terörist olayları üstlendiği ve ayrıca Bin Ladin’in ve Kuzey Kafkasya’daki El Kaide Örgütü’nün temsilcisi olduğu gerekçeleriyle basın tarafından suçlandı. Aslında, Abdul-Halim’in savaştan dolayı eğitimini tamamlayamamış bir filoloji öğrencisi olduğu, mesleğinin de, Çeçen öğrencilere İslam dersleri veren ve savaş süresince Çeçen televizyonunda İslami vaazlar veren bir ilahiyat hocası olduğu açıklandı. Aynı zamanda imamlık görevi yapmış ve Çeçen İçkerya Cumhuriyeti Savunma Konseyi Komutanı ve Çeçen İçkerya Cumhuriyeti Ordu Birlikleri’nde Başkomutan’dır.
Tüm bu yaşananlardan sonra Çeçenistan’da durum pek değişmişe benzemiyor. Savaş, silahlı çatışmalar ve patlamalar devam ediyor. Gerilla güçleri Kuzey Kafkasya’nın çevresindeki bölgelere hızla yayılmayı sürdürüyor. Şimdiye kadar, Mashadov’un ölümünün Çeçenistan’daki değişim ihtimalleri üzerinde etkisi olmuş gibi görünmüyor.
Rusya, tüm teröristleri ortadan kaldırana kadar işgale devam etmeye kararlı gözüküyor. Diğer yandan, genel olarak gerilla güçleri tarafından temsil edilen Çeçenler, Rus hükümetinin karşı geldiği tamamen özerk olma mücadelesine devam ediyorlar. Askerler ve sivil halk kayıpları gün geçtikçe artıyor ve yakında hiç barış umudu gözükmüyor. En önemlisi, Mashadov’un ölümüyle birlikte iki taraf da, artık barış konuşmalarını sürdürecek hiç bir Çeçen olmadığına karar vermiş durumdalar.
Bu durumda, Çeçenler için barış umudunun nasıl gerçekleşeceği bir soru işareti. Basayev’in ve diğer ayrımcı güçlerin şiddet olayları yeniden baş gösterecek mi, yoksa barış görüşmeleri yeniden gündeme gelecek mi? Çeçenler’in yeni lideri Abdul-Halim’in ilk hareketi ne olacak: Şiddete mi başvuracak, yoksa anlaşma yoluna mı gidecek? Bu soruları sorarken, Mashadov’un liderliği döneminde Abdul-Halim’in karısının Rus Özel Kuvvetleri tarafından kaçırılarak işkence sırasında vahşice öldürülmesi olayını da unutmamak gerekir.
Haber: Ekaterina BEREJNAIA
Çeviri: Mine MENEKŞE
14 Mart 2005 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
Re: MASHADOV'UN ARDINDAN / Hakan Albayrak (Puan: 1) Gönderen: qafqaz (abreq@hotmail.com) Tarih: 27.08.2005 Saat: 19:07 (Kullanıcı Bilgisi ) | Hariri ve Mashadov Suikastlerinin Düşündürdükleri
Bu hafta, uzun zamandır gündemi işgal eden “Sözde Ermeni Soykırımı” ve Orhan Pamuk’un “çıkıntılığıyla” ilgili bir şeyler yazmaya hazırlanırken İstanbul’a gelen Beyrutlu dostlarım bu yazıyı bir hafta ertelememe neden oldu. Lübnan’dan gelen hatırı sayılır dostlarımla Lübnan’daki “Sedir Devrimi”ni ve ılımlı Çeçen Lider Aslan Mashadov’un öldürülmesi en ince ayrıntılarına kadar masaya yatırdık. Ortaya Birleşik Devletler’in “manipüle” ettiği haberlerden çok daha farklı şeyler çıktı. Okuyunca siz de hak vereceksiniz.
Eski Başbakan Refik Hariri’nin öldürülmesinin ardından Beyrut’ta yükselen bir Suriye aleyhtarlığı olduğunu artık herkes biliyor. Ancak olayın ilginç olan bir boyutu var. O da şu; Lübnan’da “İntifadat-ül İstiklal” olarak adlandırılan tepkileri veren kesimler gayri müslimler ve Durziler’den oluşuyor. Yani Hariri suikasti öncesinde de Suriye’ye karşı olan kesimler bunlar. Dolayısıyla; yükselen tepkinin Hariri suikastiyle ortaya çıkan “homojen” bir tepki olduğunu iddia etmek ancak Lübnan gerçeğini bilmemekle mümkün.
Suikast sonrası dünya kamuoyu olayların ardında Suriye askerlerinin Kuzey Lübnan’dan çekilmesi sorununun yattığını düşünerek faturayı Beşşar El Esad’a kesti. Eski Başbakan Refik Hariri, uzun zamandan beri Suriye’nin Kuzey Lübnan’dan geri çekilmesini istiyordu. Bu bağlamda da Mayıs ayında gerçekleşecek olan seçimlerde ABD, Fransa ve Birleşmiş Milletler’in desteğiyle Suriye askerlerini Lübnan topraklarından çıkartmaya çalışacaktı. Yani işin özü Suriye ile Hariri’nin arası açıktı. O nedenle de Refik Hariri’nin ölümünün ardından Suriye’den başka kimse olamazdı. Bu düz mantık. Ancak kazın ayağı öyle değil.
Mizansen olarak baktığınızda kusursuz bir senaryo gibi duruyor. Hariri suikasti öncesinde Birleşik Devletler bölge ülkelerinden İran’a askeri harekattan söz ederek göz dağı verdi. Daha önceki süreçte ise Suriye’ye saldırı hazırlıkları içinde olduklarını Pentagon bile yalanlamadı. Tüm dünya kamuoyunun yakından bildiği gerçek; Bush yönetiminin uzun zamandan beri Suriye’yi kara listeye aldığı. Tüm bu gelişmelerin yaşandığı bir dönemde hem de Bush yönetiminin en şahin ismi çiçeği burnunda Condi Rice’ın Dışişleri Bakanlığı koltuğuna oturduğu sırada Suriye ile arasının “limoni” olduğu bilinen eski Başbakan Refik Hariri, parlamentodan çıktığı sırada şehir merkezinde bombalı saldırı sonucu hayatını kaybediyor. Ve bombalamanın altından Suriye istihbaratı çıkıyor. Sizce ne kadar gerçekçi? Bölge ülkelerini işgal etmek için en ufak bir ayrıntıyı dahi gözden kaçırmayan Birleşik Devletler yönetiminin bu işin altında parmağı olmaması ihtimali sizce yüzde kaç?
Olaylara “septik” bakmayı ihmal etmeyen bir insan olarak benim karnım bu tür “fantezilere” dolu açıkcası. Hele Birleşik Devler Başkanı George W. Bush’un Irak’a saldırmasına neden olan kitle imha silahlarıyla ilgili uzun raporları sıkılmadan okumuş ve Irak’ta kitle imha silahı olmadığını belgeleriyle görmüş biri olarak Bush yönetiminin Hariri suikasti sonrası Suriye’yi hedef göstermesine inanamıyorum.
Daha da ötesi Beyrutlu dostlarımla konuşurken, vurguladıkları bir gerçeği sizlere de aktarmakta sakınca görmüyorum; “Suriye, bu suikasti gerçekleştirecek kadar aptal olamaz. Ayrıca biz uzun yıllar kardeş kanı dökmüş bir milletiz. İç savaş sonrasında kim kazandı? Lübnan kaybetti. Eğer bugün Lübnan, Suriye ile savaşırsa kim kazanır? Lübnan mı? Elbette hayır. Lübnan’ın dünyaya açılmasını sağlayacak iki kapısı var; biri Suriye, diğeri ise İsrail. Lübnan Suriye ile arasını bozarsa bu sadece İsrail’e yarar. Çünkü Lübnan yaşamak için İsrail’e mahkum kalır. Bu da başta Filistin davası olmak üzere müslümanlara zarar verir. Bu işin altında Suriye olamaz. Olsa olsa ya İsrail ya da CIA var.”
Tespitler son derece yerinde ve doğru. Ayrıca bu yazı kaleme alınırken Suriye Devlet Başkanı Beşşar El Esad’ın askerlerin Nisan sonuna kadar Lübnan topraklarından Bekaa Vadisi’ne geri çekileceğini açıklaması yukarıdaki t
Bu yorumun devamını oku... |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
Re: MASHADOV'UN ARDINDAN / Hakan Albayrak (Puan: 1) Gönderen: qafqaz (abreq@hotmail.com) Tarih: 27.08.2005 Saat: 19:09 (Kullanıcı Bilgisi ) | KARŞILIKLI ŞİDDET
Rusya ve Çeçenistan
Juan Pablo Duchy
La Jornada
7 Eylül 2004
Sovyetler Birliği’nin çöküşünün uzun yıllar öncesinden bu yana, Çeçen probleminin merkezinde, bugünkü şiddeti doruğa çıkaran; petrol üretimi, ayrılıkçılık, dini bağnazlık, soy ayrılıkları, kabile kavgaları ve dış jeopolitik çıkarlar gibi çatışan faktörler vardır.
Bu problemin kökenleri Çarlık Rusyası döneminde, Kuzey Kafkasya’nın işgal edilmesi ve Şeyh Mansur’un düşmanla savaşmak üzere Kafkaslardan bir ordu kurup daha sonra yenilmesine dayanır.
Bu olayın üzerinden 219 yıl geçse de; bağımsızlık mücadelesi bu süre zarfında Çeçenler ve Ruslar arasındaki ilişkileri karmaşıklaştıran hassas bir konu olmaya devam etti.
Sovyet çağının en acı dönemi, Çeçen ve İnguş halklarının 1944’te Stalin’in emriyle vahşice sürgüne yollanmaları, Kazakistan’ın ıssız dağlarına gönderilmeleriydi. Bu olayın sonucunda 200,000’e yakın can kaybı meydana gelmişti.
Bir önceki devlet başkanı Boris Yeltsin, Mihail Gorbaçov’un karşısına çıktığında, rakibinin siyasi gücünü zayıflatmak amacıyla, geniş Sovyet topraklarında ona muhalif olan tüm kaynakları araştırmak için her fırsatı kullandı ve daha sonra 1991’de General Cahar Dudayev’i Çeçenistan Devlet Başkanı olarak görevlendirdi.
Aynı yıl Sovyetler Birliği’nin çöküşü, Dudayev hükümetine bağımsızlık ilan etmek için uygun koşulları sağladı, ancak Yeltsin bu girişimi üç yıl sonra güç kullanarak bastırdı. İlk Çeçen-Rus savaşı Moskova’nın utanç verici bir biçimde yenilgiyi kabul etmesi ve 1996’da Khasavyurt Barış Antlaşması’nı imzalamasıyla sonuçlandı.
Yine aynı yıl içinde Dudayev’in bir suikasta kurban gitmesinden sonra; açık bir biçimde ılımlı ve pragmatik bir görüşe sahip olan yeni başkan Aslan Maşadov’un Çeçen Cumhuriyeti’ni güçlendirmek için, Moskova’dan Khasavyurt’un maddelerine dayanan bağımsız bir Çeçen ulusu olarak tanınma hakkı elde etmeye çalışmasına rağmen; ayrılıkçı idealler yeni yönetim için daha öncelikli bir konumda yer almaya devam etti.
Maşadov başarısız oldu ve köken itibariyle kabile ve kan bağına dayalı aşiretlerden oluşan bir toplum olan Çeçenistan’ı; kabile reislerinin ulusal petrol rezervlerini ve diğer doğal kaynakları yağmalamaya karar verdikleri birçok küçük yerleşim birimlerine bölünmekten kurtaramadı.
Sonunda, Çeçen savunmasının radikal kanadında yer alan Şamil Basayev’in, dış yardım araması ve Çeçenlerin çoğunun yabancı olduğu Abdul Vahab’ın kökten dinci islam öğretisinin güçlü bir savunucusu olmasıyla yönetimde ani bir bölünme meydana geldi.
Ilımlı ve radikal ayrılıkçılar arasındaki fark; radikallerin, sadece bağımsız bir devlet kurmak için değil, aynı zamanda bir cihat başlatacak ve tüm Kuzey Kafkasya’yı bağımsızlığına kavuşturacak bir platform yaratmak için “Rus Emperyalizmi”ne karşı savaşın barış antlaşmalarına rağmen devam etmesi gerektiği yönündeki görüşlerinden kaynaklanmaktadır.
Maşadov ve Basayev anlaşmazlıklarıyla meşgulken ve Yeltsin de liderlik eksikliği ve bozulan sağlığı yüzünden kendini gerçeklikten soyutlamaya devam ederken; Çeçenistan, her türlü kaçakçılığın ve ülkenin her yerinde zenginlerin kaçırılmasının birçok paramiliter grubun çalışma yöntemi haline geldiği bir batağa sürüklendi. Bu gruplar, Moskova ve Grozni’den yönetim ve destek alamadıkları için bu yağmayı durduramayan ve Rusların tüm ulusu Çeçen mafyasının destekçisi olmakla suçlamasına izin veren topluluklar üzerinde fiili kontrollerini kullandılar.
Yeltsin’in özenle seçilmiş halefi Vladimir Putin, Kremlin’e geldiğinde Rusların birçoğu için tamamen bir bilinmeyendi. Çeçen sorununu, “teröristlerin her yerde (izini sürerek)” hemen bitireceğini iddia etti ve “Bağışlayın, ama onları tuvalette bile bulursak, bahçedeki helada temizleyeceğiz” dedi.
Bu çok önemli söz, Basayev 1999’da Dağistan Cumhuriyeti’ni işgal ettiğinde uygulandı. Basayev’in ilan ettiği “Bağımsız Vahabi Cumhuriyeti” Rus ordusu müda
Bu yorumun devamını oku... |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
Re: MASHADOV'UN ARDINDAN / Hakan Albayrak (Puan: 1) Gönderen: qafqaz (abreq@hotmail.com) Tarih: 27.08.2005 Saat: 19:15 (Kullanıcı Bilgisi ) | Çeçen lider Maşadov için gıyabi cenaze namazı kılındı
3/12/2005
Ruslar tarafından şehit edilen Çeçen Lider Aslan Maşadov için önceki gün Fevziye Camii’nde Cuma Namazı’nın ardından gıyabi cenaze namazı kılındı. Kafkas Derneği ve çeşitli kültür derneklerinin çağrısıyla kılanan cenaze namazına SP İl Başkanı Birol Aydın, eski Derince Belediye Başkanı Halit Altuntaş ve kalabalık bir cemaat katıldı. Emekli imam Mehmet Güzeldal, peygamber efendimizin de gıyabi cenaze namazları kıldığını belirtterek, dua ettirdi.
KAYNAK:
http://www.kocaeligazetesi.com.tr/arama_detay.asp?haber_id=203 |
|
 |
 |
 |
 |
|
|