
“GÖKTEN GELEN” HAFITZE ŞEYTAN ÇIKTI
Tarih: 29.06.2006 Saat: 11:09 Konu: Diğer
Bu yüzyıla bir açıdan da iletişim ve bilgi çağı denmesi ne kadar doğruymuş.
İletişim imkânlarının çoğalması ve herkesin rahatlıkla kullanabileceği basitliğe inmesi birçok “tekel”in kırılmasına vesile oldu.
Her ne kadar “konserve” edilmiş de olsa “bilgi”ye ulaşmanın oldukça kolaylaştığı günümüz dünyasında, iletişimin baş döndürücü imkânlarını kullanabilen meraklılar için ulaşılamayacak bilgi ve belge kalmayacak gözüküyor.
…
Son günlerin önemli polemik konusu“Hafitze Muhammed” açısından da bir gelişme oldu son bir iki günde ve bir bomba düştü bugün Marje’ye…
Hafitze Muhammed’in son densiz açıklaması ile başlayan tartışmalara müdahil olan sayın Erol Karayel, bizim yıllardır altını çizdiğimiz “ihanet ve işbirliği” çizgisinin tüm gardını düşürecek bir açıklama ve belge ile “milli tarih”e önemli bir sayfa açtı.
Belge, “Hafitze Muhammet'in bizzat kendi el yazısıyla kaleme aldığı ispiyonaj raporundan birkaç sayfa...”.
Belge içeriği Hafitze Muhammet'in KGB (FSB) mensubu oluşunu artık saklanamaz bir gerçeklikle sunuyor.
“Gökten Gelen” Hafıtze, melek değil şeytan çıktı maalesef…
İş bu ayrıntı ile bitse iyi…
Belgede ismi geçen birçok kişi ve kurum da var.
“pandoranın kutusu” açılmaya devam ediyor…
Belgedeki aktörlerin birisi Nihat Bidanuk. Sayın Fahri Huvaj’ın idealist yurtsever arkadaş” diye tanıttığı, 1980 öncesinde, Türkiye’deki bir sürü derneği dolaşarak “Rusçu Dönüş Tezi”ni Çerkeslere aşılamaya çalışan, kendine yeni “devşirme yoldaşlar” kazandıran, Hafitze Muhammet'in “belge”de “bizim adamımız” diye bahsettiği Nihat Bidanuk.
Rodina’nın ve UÇD(DÇB)’nin emektarlarından birisi Bidanuk.
Hayır Bidanukov. Artık bu soyadı yakışır ona.
…
Belgedeki bir diğer aktör Foaz Bermamıt (Fevvaz Mahir).
O da karanlık bir kişi.
Mesut Şurdum’dan aldığı mektubu soyumuzu tüketen 300 yıllık düşmanlarımıza satan aşağılık bir işbirlikçi…
B. E. Kalmıkov Sanatoryumu'nda dinlenirken Hafitze Muhammet’e “rica”da (!) bulunuyor, “Ankara politbürosu”nu kurmaya aday gençlerden birini ayağına çağırıyor.
Ve kulağını çekiyor…
Ve görev veriyor:
"Türkiye'ye yanınıza geleceğim. Benim orada çok eskilere dayanan ilişkilerim var. Ve hizmet basamaklarının yukarılarında bulunan Çerkesler'in siz Xase yöneticilerine ve gençlere yardım etmelerini sağlayacağım. Siz akıllı ve şüphe yaratmayacak bir şekilde onları çalışmalarınıza çekmelisiniz. Ayaklarınızın altındaki toprak sağlam olmalıdır. Ancak böyle olursa yapmış olduğunuz tüm çalışmalarınızın bir gün gelip de heba olmasından korkmadan çalışabilirsiniz. Görüşmelerimiz ve ilişkilerimiz hakkında ağzınızdan tek kelime bile kaçırmamalısınız. Gerektiğinde ben sizi bulurum. Çalışmamız gizli ve çok kapsamlı olmalıdır. (...)"
Şu satırları okudukça kanım donuyor.
“…Görüşmelerimiz ve ilişkilerimiz hakkında ağzınızdan tek kelime bile kaçırmamalısınız…”
“…Çalışmamız gizli ve çok kapsamlı olmalıdır…”
Aman Allahım!!!
Ne demek bu yahu…!!!
Sayın Fahri Huvaj!!! ve diğer zevat! Yismeyl Özdemir Özbay ve Necdet Hatam!...
Artık “Kaf Dağı Masalları”nı değil bu “özel, sıcak ve samimi ilişkileri” ve size verilen “görevlerin” ne olduğunu anlatmalısınız.
Foaz Bermamıt (Fevvaz Mahir) Ankara Derneği’nin 125. Yıl törenlerinde açılışı yapmış önce Türk bayrağına askerce selam durmuş ve ilk sözleri de “bismillahirrahmanirahim” olmuştu.
Biz de saf saf gözlerimiz yaşararak onu ve diğer zevatı dinlemiş, ellerimiz patlarcasına alkışlamıştık 17 yıl önce…
Biz tertemiz idealleri iğfal edilmiş bir nesiliz(1978 Kuşağı) maalesef…
Daha çok göreceğimiz varmış demek ki…
…
Ankara Derneği gençliği bir zamanlar sayın Fahri Huvaj’ı “Çerkeslerin Atatürk”ü olarak görüyorlardı.
Sayın Huvaj’ın Kafkasya’ya dönme macerası “resmi” açıklamaya göre“ailevi gerekçelerle” geri, Maykop’dan Ankara’ya ricat etmekle sonuçlandığında, bu benzetme, yani Çerkeslerin Atatürk”ü iltifatı da artık söylenemez olmuş ve tarihe karışmıştı.
Artık yeni bir sıfat gerekir. Çünkü önemli bir adam!
“Belge”deki Sayın Huvaj, Foaz Bermamıt (Fevvaz Mahir)’ın dizlerinin dibindeki haliyle ancak ve ancak “Damat Ferit Paşa” olabilir.
Belge daha çok tartışılacaktır. Bizlerde yazmaya devam edeceğiz. Ama önce belgede adı geçenler tarihi sorumluluklarını yerine getirmeliler ve nelere angaje olduklarını açıklamalılar.
29 Haziran 2006
Hepinize İyi Günler.
Cekhaş Beslan
|
|