NART
NART

GİRİŞ
Kullanıcı Adı

Şifre





>Üye Değilim     >Şifremi Unuttum

ETİKET BULUTU

MÜZİK ÇALAR
10
8
4-5-6-7
4WORED3.MP3
13

Nart Ajans Reklam
Dünya Çeçenistan Günü - 23.02.2008
23 Şubat 2006:
Dünya Çeçenistan Günü
Giriş

"23 Şubat 1944'te Stalin, tüm Çeçen ve İnguş nüfusunun Orta Asya'ya
sürülmesini emretti. Zorla götürülen 500 binden fazla insanın yarısından
çoğu götürülürken yolda yada Sovyet askerleri tarafından yapılan
katliamlarda öldü. Sağ kalanlar ise Orta Asya ve Sibirya'nın soğuk kış
şartlarında açlık ve hastalıkla baş başa bırakıldılar.
Birkaç gün içerisinde tüm halk atalarının topraklarından silindi. Çeçenistan
ve İnguşetya'nın yerli halkları gece yarısında sürüldü ve Çeçenistan ile
alakalı her şey resmi haritalardan, kayıtlardan ve ansiklopedilerden silindi.
Sonunda 2004 yılında bu olaylardan tam 60 sene sonra Avrupa
Parlamentosu, bu katliamı "soykırım” olarak tanıyan bir önerge kabul etti.
23 Şubat 2006 günü Dünya Çeçenistan Günü olarak ilan edildi. Bu şu
ana kadar çok az kişinin bildiği ve kimsenin unutmaması gereken bir gün.

Dünya Çeçenistan Günü şu amaçla düzenlenmiştir:

* Çeçen insanlarının çektikleri acıyı ve Çeçenlere karşı yapılan
soykırımı tanımak,

* Stalin sürgününün kurbanlarına saygı gösterisinde bulunmak,

* İnsani önemi açısından insanların Çeçen soykırımını bilmelerini ve
anlamalarını sağlamak,

* Çeçen soykırımı sırasında işlenen korkunç suçların, ırkçılığın ve
haksızlığın unutulmamasını ve ne Avrupa nede dünyanın başka
bir yerinde tekrarlanmamasını garantilemek,

* Benzer olaylara sebep olan günümüzdeki kötülükler üzerinde
düşünmek,

* Gelecek nesilleri soykırım hakkında bilgilendirmek,

* Şeref, adalet, güvenlik ve barış ülküleri için çalışanları
desteklemek.

Dünya Çeçenistan Günü ile ilgili daha çok bilgi ve nasıl yardım
edebileceğinizi öğrenmek için yada dünyada yapılan anma olaylarına
katılmak için lütfen

www.worldchechnyaday.org

sitesini ziyaret ediniz.


Tarih
23 Şubat 1944'te Sovyetler Birliği tüm Çeçen ve İnguş halkının Orta
Asya'nın bozkırlarına sürgününü başlattı. Kışın ortasında katliamlara ve
açlığa maruz bırakıldılar: bu, o sıralar Avrupa'da Yahudilere yapılanlardan
daha az zalimce değildi. Muhafazakar tespitlere göre nüfusun yarısı öldü
ama öldürülenlerin oranı muhtemelen daha fazla.
1944 yılı Ocak ayının başlarında on binlerce NKVD(Komünist gizli polisi)
askeri bu küçük dağlık cumhuriyetlere gelmeye başladılar ve neredeyse
bölgedeki bütün yerleşim yerlerini yaktılar. 23 Şubat Kızıl Ordu Gününde
bütün kasaba ve köylerdeki insanlar yerel Sovyet binalarında toplantıya
çağırıldı. Kimse başlarına gelecek felaketten şüphelenmedi ve isteyerek
toplandılar. Kızıl Ordu Gününü kutlamak yerine kalabalığa, Hükümet
Yönetim Kurulu'nun tüm Çeçen ve İnguş halkının, vatana ihanet ve
Almanlarla işbirliği yapma suçlarından dolayı sürülmesini bildiren
kararnamesi okundu.
Stalin'in, sürekli olarak Moskova'ya boyun eğmeleri isteğine uymayı
reddeden Çeçenlerin sürülmeleri için bir bahane olarak kullandığı
‘Çeçenlerin Nazilerle işbirliği yaptıkları' iddiasını destekleyen hiçbir kanıt
yoktu. Gerçekte Alman ilerlemesi hiçbir zaman Çeçenistan topraklarına
kadar devam edemedi. Dahası Çeçen askerler II. Dünya Savaşı sırasında
kendilerini büyük olaylardan dışında tuttular ve Sovyet ordusundaki
oranlara göre oldukça fazla madalya ile ödüllendirildiler. Ama sonunda
askerler bile ayrı tutulmadılar. Birliklerinden çıkarıldılar ve direkt olarak
Orta Asya'daki sürgün kamplarına gönderildiler.
Her şehirde bir sürü Çeçen çocuk, kadın ve adam silah zoruyla Studebaker
kamyonlara (savaş sırasında Amerika tarafından müttefiki Rusya'ya ödünç
verilen kamyonlar) bindirildi. Kamyonlar, içindeki Çeçenleri, insanların
yiyeceği, hatta yeterli elbisesi olmadan hayvan taşınan boş vagonlara
doldurulduğu en yakın demiryolu istasyonlarına götürdüler. Uzak dağlık
yerleşimlerden köylüler ovalara inmeye zorlandı. Arkada kalanlar ve
direnenler vuruldu. Hamile kadınlar, yaşlılar ve taşınması çok çaba
gerektiren diğerleri öldürüldü. Bunun gibi olaylardan biri de dağlık Haybah
köyünde meydana geldi. Belgelenen bu olayda 700 kadın, çocuk ve yaşlı
insan canlı canlı yakıldı. Bunun gibi katliamlar ülkenin her yerinde
meydana geldi ve dağlık köyler haftalar sonra kül oldu.
Dehşet verici yoğun bir çalışmayla tüm bir millet birkaç gün içinde
atalarının topraklarından temizlendi. Gece boyunca Çeçenistan ve
İnguşetya tamamen boşaltıldı, haritacılara Çeçenler ve İnguşlarla ilgili
resmi harita, kayıt ve ansiklopedilerdeki tüm bilgilerin silinmesi talimatı
verildi.



29 Şubatta NKVD gizli polisi şefi Lavrentii Beria Stalin'e bir mektup yazdı:
"Çeçen ve İnguşların yeniden yerleştirilmelerine yönelik operasyonun
sonuçlarını bildiriyorum. 23 Şubatta yeniden yerleştirme yüksek dağlık
bölgeler haricinde bölgelerin çoğunda başladı… 91,250 İnguş da dahil
olmak üzere 478,479 kişi tahliye edildi ve özel demiryolu trenlerine
bindirildi. 180 özel tren dolduruldu, bunlardan 159'u yeni belirlenen
yerlere gitti.”
Neredeyse yarım milyon Çeçen ve İnguş için, soğuk kıştaki karanlık
yolculuklarında büyük çileleri daha yeni başlamıştı. Mühürlenen vagonlar
ailelerle (adamlar, kadınlar, çocuklar ve yaşlılar) dolduruldu ve dondurucu
soğukta, tuvalet yada yıkanacak yer olmadan zor şartlarda yola çıktı. Tıka
basa dolu vagonlarda tifo salgını Buçenwald ve Auschwitz'de olduğu gibi
bir çok kişiyi öldürdü. Çok az yiyecek verilmişti, zayıf ve hasta olanlar açlık
ve soğuktan hayatlarını kaybettiler. Çeçen ve İnguşlar yolculuk boyunca,
kendilerine vagonlardakilerin düşmanla işbirliği yüzünden cezalandırıldığı
söylenilen yerel halkın aşağılamalarına ve kötü muamelelerine maruz
kaldılar.
İstasyonlardan birinde tanınmış Abhaz eğitimci Dimitri Gulya gerçekten
üzüntü veren bir olaya şahitlik etti: "…inanılmaz bir manzara: oldukça
uzun bir tren… Kafkas dağlılarına benzeyen insanlar tıklım tıklım dolu.
Kadınlar, çocuklar, yaşlılar, hepsi doğuda bir yere gönderiliyorlardı. Hepsi
son derece üzgün ve kederliydi… bunlar Çeçen ve İnguşlardı ve kendi
istekleriyle seyahat etmiyorlardı. Sürülüyorlardı. Anavatana karşı çok ciddi
suçlar işlemişlerdi…”
Vagonlar sık sık cesetler için aranıyorlardı. Ölen akrabalarının cesetlerini
İslam'a uygun bir şekilde gömmeyi umut edenler umutsuz bir şekilde
yakınlarının cesetlerini saklamaya çalışıyorlardı. Bir kaç hafta süren
yolculuktan sonra Çeçenler, günümüzde Kazakistan, Özbekistan ve
Kırgızistan olarak bildiğimiz yabancı yerlere dağıtıldılar. Yüz binlerce
sürgün kişiye barınak ve yiyecek için çok az yardım yapıldı ve çoğu kendi
başının çaresine bakmak zorunda kaldı.
Moskova Devlet Üniversitesindeki bir tarihçinin 20 yıl sonra yazdığı gibi:
"…Çeçen ve İnguşlara yapılan en korkunç ve çaresiz darbe, açlık ve
tehlikeli hastalıklar yüzünden on binlerce soydaşını gömmek zorunda
kaldıkları ilk iki üç senede yapıldı.” Sonraki yıllarda binlerce kişi açlık ve
zatürre yüzünden hayatını kaybetti.
Bu 19. yüzyılın yarısında uzun bir savaş veren ve devamında başlarına
büyük bir sürgün felaketi gelen Çeçenlerin gürültülü tarihinde karanlık bir
andı. Bir çok aile dağıldı ve bir daha toplanamadı.



Sürülenlerin gönderildikleri yer gerçekte mahkumların gönderildiği sürgün
yerleriydi. En küçük bir kural ihlali bile hapis yada ağır çalışma ile
cezalandırılıyordu. Rejim muhalifi yazar Alexander Soljenitsin, Gulag
Takımadaları adlı eserinde Çeçenlerin hayatta kalma isteklerinin devam
ettiğini belirtiyor:
"Bu şartlarda teslim olmayacak, itaat etmeyecek bir millet yoktu. Hem de
sadece birkaç isyancı değil, bütün bir millet direniyordu. Onlar Çeçenlerdi…
Tüm yerleştirilenler arasında Çeçenler tek başlarına kuvvet ve
cesaretlerinin kırılmadığını gösterdiler. Haince evlerinden sürülmüşlerdi ve
o günden sonra hiçbir şeye inanmadılar… Çeçenler asla patronlarını
sevindirmeye, onlarla iyi geçinmeye çalışmadılar; davranışları her zaman
mağrur ve açık bir şekilde düşmancaydı… Ve sıra dışı olan şey şuydu:
herkes onlardan korkuyordu. Kimse onların daha önce yaşadıkları gibi
yaşamalarına engel olamadı. Yaşadıkları yeri 30 yıl botunca yöneten rejim
onları kurallarına saygı göstermeye zorlayamadı.”
Geride kalan Çeçenler için şartlar Stalin'in öldüğü 1953 senesine kadar
sertti. Daha sonra da Çeçenler, ana vatanlarına dönme izni almak için
Moskova'ya resmi temsilciler gönderdiler. Çeçenlerin çok az bir kısmı,
damlacıklar halinde, çoktan evlerine dönmeye başlamıştı. 1956'da, 20.
Parti Kongresinde Sovyet lider Nikita Kruşçev Çeçenlere ve sürülen diğer
insanlara yapılan yanlışları kabul etti. Bunun üzerine yetkililerin Çeçenlerin
dönüşlerini engellemek için ellerinden geleni yapmalarına rağmen damla
bir akıntıya dönüştü ve bazıları akrabalarının kemiklerini, atalarının
bulunduğu mezarlıklara gömmek için geri getirdi.
Ama hayatları asla 1944'den önceki gibi olamadı. Kötü sürgün hatıraları,
açlık, hastalık hep hafızalarında yer aldı. Geri dönen Çeçenler evlerinin Rus
ve Dağıstanlılara verildiğini gördüler ve geri almak için savaşmak zorunda
kaldılar. Çok azı bunu yapabildi.
Sürgün, Çeçenler için sadece kişisel bir facia değil, aynı zamanda bütün bir
Çeçen milleti için ortak bir felaket idi. Eski dağlık yerleşim yerlerinin bir
çoğu harabe haline dönmüş ve yaşanmaz durumdaydı. Bu, Çeçenleri
tarihlerinde ilk kez düzlüklerde yaşamaya zorladı. Dahası yaşlı nüfusun
büyük kısmının hayatını kaybetmesi, Çeçen dilinin yüzyıllardan beri gelen
zenginliğinin bozulmasına sebep oldu ve bu durum Çeçen kültürüne büyük
zarar verdi.


Yaşadıkları bu feci olayların acı hatıraları ve yakıcı üzüntüsü, Çeçenler
tarafından bu gün bile derinden hissedilmektedir.
Dünya Çeçenistan Günü


www.worldchechnyaday.org

YORUMLAR
Yorum yapmak için giriş yapın...