NART
NART

GİRİŞ
Kullanıcı Adı

Şifre





>Üye Değilim     >Şifremi Unuttum

ETİKET BULUTU

MÜZİK ÇALAR
4WORED1.MP3
9
apsuva
35WERE~1.MP3
2

Nart Ajans Reklam

MÜSLÜMANLARA YÖNELİK AYRIMCILIK KUZEY KAFKASYA'DA CİDDİ İHTİLAFLARA YO

MÜSLÜMANLARA YÖNELİK AYRIMCILIK KUZEY KAFKASYA'DA CİDDİ İHTİLAFLARA YOL AÇABİLİR Yaklaşık 20 milyon Müslüman nüfus bulunan RF'de, yönetim Müslüman nüfusun ve dünyadaki Müslüman ülkelerin tepkisini çekecek şekilde Müslümanları karşısına almak istemiyor, resmi söyleminde RF'nin çok uluslu ve çok dinli bir ülke olduğunu öne çıkarıyor. Gözlemci statüsünde İKÖ üyeliğiyle İslam ülkeleri üzerindeki siyasi/ekonomik çıkarlarını artırmak istiyor. Ancak Kuzey Kafkasya'da ayrılıkçı unsurlarla bağlantılı aşırı İslamcı unsurların camiler vasıtasıyla örgütlendiğini iddia eden RF yönetimi tarafından Müslüman kesim üzerinde bir takım baskı unsurları kullanılıyor.
08-11-2006 - 2964 kez okundu



Yıllarca hüküm süren Sovyet ateizminin sonucu olarak bugün Rusya'da dine inananların sayısı oldukça az. Ne var ki, son 10 yıldır Ortodoks Kilisesi'nin propagandası sonucu kiliselere gidenlerin sayısında artış gözleniyor. RF'de, Ortodoks Kilisesi'nin yönetim üzerindeki etkinliği de her geçen gün artıyor. Laik bir devlet yapısına sahip olduğunu savunan RF yönetimi tarafından alınan kararlarda Ortodoks Kilisesi etkin olabiliyor.

RF Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sovyet döneminde yetişmesine, iyi bir komünist olmasına rağmen son birkaç yıldır kendi Ortodoks özelliklerini öne çıkarmaya da çalışıyor, kamuya bu yönde güçlü mesajlar veriyor. Yasaklara rağmen Sovyet döneminde gizlice vaftiz edildiğini, özel bir haçı sürekli yanında taşıdığını söyleyen Putin, zaman zaman Ortodoksluğu öven ve Rusya'nın Hıristiyanlığa dönmeden kalkınıp kurtulmasının mümkün olmadığını savunan açıklamalarda da bulunuyor.

Rusya, Çarlık döneminden bu yana ilk defa okullarında Ortodoks din eğitimi derslerini başlattı. Ortodoks Kilisesi'nin Moskova'da yürüttüğü lobiler sonucu Ortodoks Kültürü Esasları dersi 2006-2007 eğitim döneminde Belgorodski, Kalujski, Bryanski ve Smolenskoy bölgelerinde zorunlu ders olurken 11 farklı bölgede seçmeli olarak eğitim müfredatına sokuldu. Eğitim Bakanlığı'nın teklifine göre, okullardaki başöğretmenler Ortodoks Kültürü denen dersin verilmesi ile ilgili düzenlemeler yapabilecekler. Bu ders seçmeli ders olacak, zorunlu ders olmayacak. Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanan 30 sayfalık ders dosyasında müfredata alınacak dersin alanı oldukça net bir şekilde anlatılıyor. Buna göre, bu dersin kapsamında Ortodoksluğun gelenekleri, riayet, dua ve ayin usulü, İncil okuma dersleri ile birlikte dini sanat ve dini edebiyat dersleri de yer alacak.

Rusya'da Çarlık zamanında da öğrencilere Ortodoksluğun dini ve ahlaki özelliklerini öğreten bir ders verilirdi. 1917 Sovyet Devrimi'nden sonra bu ders kaldırıldı, yerine Marksist-Leninist dersler konuldu.
Ayrıca, tarih, coğrafya ve diğer konularla ilgili dersler de komünizmin ideolojik ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlendi, yazıldı. Sovyetler Birliği'nin 1991 yılında çöküp dağılmasından sonra Rusya'da eğitim laik kalmaya devam etti; ama son yıllarda Ortodoks Kilisesi eğitim sistemine din derslerinin de dahil edilmesi yolunda çağrılar yapmaya başladı.

Ortodoks Kilisesi bugün din derslerinin verilmesiyle birlikte tipik Rus insanının hayatına ahlaki bir boyut katılacağını ve bunun alkolizm, AIDS, uyuşturucu kullanımı ve suçlarla mücadelede çok önemli bir unsur olacağını hararetle savunuyor. Yönetim de, 'laik cephe'ye rağmen çok güçlü bir yere, makama dayanarak bu derslerin Rus devlet eğitim sistemine konulmasına karar vermiş görünüyor. Bu uygulamaya karşı çıkanlar, Müslümanların, Yahudilerin, Budistlerin de yurdu olan ve çok farklı etnik yapıya sahip olan Rusya'nın bu etnik özelliğinin söz konusu planla zarar göreceğini, bu planın Rusya için uygun olmadığını ileri sürüyor.

Çeşitli hükümetdışı kuruluşların temsilcileri, Ortodoks kilisesinin diğer inançlara karşı fiili bir tekel oluşturduğunu, Ortodoksluk haricindeki diğer Hıristiyan mezheplerinin tarikat olarak nitelendirildiklerini kaydederek, yapılan konuşmalarda özellikle Kuzey Kafkasya'daki Müslümanlara yönelik olumsuz ifadeler kullanıldığını, bu durumun özellikle Kafkas halkları arasında huzursuzluklara yol açabileceğini belirtiyorlar.

RF Müftüler Konseyi Askeri Danışmanı Sergei Melkov konuyla ilgili olarak, hiçbir inancın yönetim üzerinde hakimiyet kurmaması gerektiğini, Kuzey Kafkasya'daki çatışmaların artması ve sadece Ortodoks Kilisesi tarafından vaaz verilmesine devam edilmesi durumunda, halklar arasında dini ve etnik ayrılıklar yaşanabileceğini ve bunun da ülke bütünlüğünü tehlikeye atabileceğini ifade etti.

Bazı Rus yazarlar, din ve devlet işlerinin ayrılması ilkesi uyarınca Ortodoks Kilisesi'nin Yönetim üzerindeki etkisinin olumsuzluklara yol açabileceğine, Hükümetdışı kuruluşlar da, Ortodokslara verilen imkanların diğer dinlere sağlanmadığına dikkat çekiyor. Buna örnek olarak, RF'de 2005 yılından itibaren yılbaşı ve Ortodoks Noeli sebebiyle 01-10 Ocak tarihleri arasında 9 günlük resmi tatil uygulaması bulunuyor. RF genelinde olduğu gibi nüfusu Müslüman olan Cumhuriyetlerde de bu tarihler resmi tatil olup, ayrıca Ramazan ve Kurban bayramlarında resmi tatil uygulamasına gidilmiyor.

Diğer taraftan Adige'de zaman zaman Müslümanlar hiçbir gerekçe olmaksızın güvenlik güçlerinin baskısına uğramasından dolayı, ciddi endişeler yaşanıyor. Adige Cumhuriyeti'nde yaşayan bazı yazarlar yaptıkları açıklamada, bu tür provokasyonların ve Müslümanlara yönelik saldırıların, tepkisel eylemlere yol açabileceğini belirttiler.
Birkaç toplumsal örgütü bünyesinde birleştiren Golos adlı sivil toplum kuruluşu yöneticilerinden Oleg Tsvetkov: "Bütün Kafkasya'da olduğu gibi Adige Cumhuriyeti'nde de Müslümanlar resmi din kurumlarından giderek uzaklaşıyorlar. Aydın imamların bulunmaması Müslümanları hayal kırıklığına uğratıyor. Dolayısıyla Müslümanlar, itibarlı ve namuslu din adamlarını arıyor ve kendi aralarında gayrı resmi cemaatler kuruyorlar. Polis ise bu tür gelişmeleri dini aşırılıkçılığın belirtisi olarak algıladığı için hiçbir neden olmaksızın aramalar yapıyor ve Müslümanları gözaltına alıyor. Durum giderek geriliyor. Bu da trajedilere yol açabilir" şeklinde bir yorumda bulundu.

Öte yandan, Adige Eğitim Bakanlığı tarafından Ekim 2006'da ortaokullarda İslam dininin öğretilmesi yasaklanmasına karşın, Hıristiyanlığın öğretilmesi konusunda bir yasaklama bulunmuyor.

Novo Bjegokay Camisi Müftüsü Lukman Nagoy, İslam dininin öğretilmesi konusundaki yasaklamayı protesto ederek, bu tür yasaklamaların dinlerarası kavgalara neden olacağını, Müftülüğünü yaptığı caminin bulunduğu bölgede 27.000 Müslüman'ın yaşadığını ifade etti.

Ancak, etnik sorunlar uzmanı Arsen Merzoyev, "Adige'deki durum diğer Kafkas ülkelerinden tamamen farklı. Bugüne kadar bölgedeki savaşçılar arasında Adigeler yoktu, ayrıca Adige halkı ayrılıkçılara, dini veya başka aşırılıkçılara sempati duymuyorlar." şeklinde bir değerlendirme yaptı.

Adige'de yaşanan olayların benzeri Dağıstan'da da meydana geldi. Ağustos-Eylül 1999'da Çeçen savaşçıların Dağıstan'a yönelik saldırısından sonra, resmi imamlara bağlı olmayan tüm Müslümanlar polis tarafından darp edildi. Cumhuriyette başlayan terör dalgasının hala kontrol altına alınamadığı kaydediliyor.

Aynı dönemde Dağıstan'da yaşanan olayların Kabardin Balkar Cumhuriyeti'ne de sıçraması üzerine, Cumhuriyette camilerin çoğunun kapatıldı ve camiler hala kapalı tutuluyor. Kabardin Balkar Cumhuriyeti Din İdaresi'ne bağlı olmayan Müslümanların Vahabilikle suçlanıp sık sık polis karakollarına götürülmeleri ise başkent Nalçık'ta olağan hale geldi.

2006-2007 öğretim yılında Dağıstan'daki orta okullarda 'Ortodoks Kültürü Esasları' adlı dersin bazı okullarda zorunlu, bazılarında seçmeli ders olarak okutulmaya başlanması bazı Müslümanları kızdırdı. Mohaçkale İmamlar Konseyi Başkanı ve Merkez Cuma Camii İmamı Muhammed Rasul Hacı Saaduyev, bu yıl başlatılan Ortodoks Kültürü Esasları dersine "Amacı ne olursa olsun orta eğitim kurumlarında kilise dogmasının öğretilecek olmasının bizi endişelendirmemesi mümkün değil" diyerek karşı çıktı.
Saaduyev, "Aslında günümüz şartlarında okul dışı din eğitiminin gelişmesinin daha üstün olduğunu düşünüyorum ve dini eğitimin her şeyden önce ailede olmasını destekliyorum. Dağıstan'da özellikle okul dışı dini eğitim ve ailede dini eğitim konusunda destek olmaya çalışıyoruz. Kendi dinini özellikle de okulları kullanarak zorla kabul ettirmek doğru değil. 'Devlet dini' perspektifi olamaz" dedi.

Günümüzde etnik dini çatışmaların yaşanmaması için özellikle Kafkasya'da Müslüman aydın din adamlarının istihdam sorunu RF tarafından çözümlenmelidir. Ancak, devlet kontrolünde olmayan, finans kaynakları bilinmeyen, çalışmaları RF yasaları ile uyuşmayan tüm vakıf ve kişilerin faaliyetleri de gerçek dini kuruluşların çalışmaları ile bir tutulmamalıdır. Hıristiyanlara ve Müslümanlara tanınan haklara ilişkin yapılan uygulamalar arasında fark gözetilmemelidir.

Rusya nüfusunun çoğunluğunu oluşturan Ortodokslar ile Müslümanlar arasında yüzyıllardır barış ve anlayış hakim olmuştur. Ortodoksluk diğer dinlerin mensuplarına en hoşgörüyle yaklaşan Hıristiyanlık mezhebidir. SSCB döneminde gerek Müslümanlar, gerek Ortodoks Hıristiyanlar ateist politikalardan mağdur olmuşlardır. Bu nedenle, günümüzde, dinler arasındaki farklılıklara değil ortak yönlere ve birleştirici unsurlara önem verilmesi gerekir.

Naciye Saraç
Global Yorum İnternet Dergisi
nsarac@globalyorum.com

Etiketler:
müslümanlara yönelik ayrımcılık kuzey kafkasya ciddi ihtilaflara yo

YORUMLAR
Yorum yapmak için giriş yapın...

MIZAGE DERGİ YÖNETİCİLERİ KAYSERİ'DE
KARAÇAY-BALKAR KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ 13. GENEL KURULU.
AYŞE & HAKAN EKER GELİN ALMA
ÇAĞDAŞ SANATLAR MÜZESİ'NDE MIZIKA DİNLETİSİ
ESKİŞEHİR KUZEY KAFKAS KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ CİHAN ERTOK İLE DEVAM DEDİ
ESKİŞEHİR KUZEY KAFKAS KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ GENEL KURULUNU YAPTI.
KAFKASYA UÇUŞLARI BAŞLADI
ARDA ARGUN'A LEON NİŞANI
ADİGE MİLLİ KIYAFET GÜNÜ KUTLANDI
KAFDAV YAYINCILIK ESKİŞEHİR KİTAP FUARINDA
/ 599>

EN ÇOK OKUNANLAR
Kayıtlı başka haber bulunmamaktadır