NART
NART

GİRİŞ
Kullanıcı Adı

Şifre





>Üye Değilim     >Şifremi Unuttum

ETİKET BULUTU

MÜZİK ÇALAR
8
4WORED1.MP3
13
9
10

Nart Ajans Reklam

ÇEÇENİSTAN VE SIRLI OLAYLAR

Düşmanlarının başına gelenlerle Rus liderlerin doğrudan ilgili olduğuna dair kanıt yok. Ancak onu yüksek sesle eleştiren muhaliflerin sonu inanılmaz oluyor. Örneğin, 7 Ekim 2006 tarihinde oturduğu apartmanda uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Anna Politkovskaya, gözleri yeniden Rusya'ya çevirdi. Olay gerek ulusal, gerek uluslararası medyada geniş yankı buldu.
23-11-2006 - 2492 kez okundu

Savaş karşıtı yazılarıyla tanınan Rusya'nın önde gelen muhalif gazetecilerinden Politkovskaya, yazılarında ağırlıklı olarak Çeçenistan'daki insan hakları ihlallerini işliyor, ayrıca, demokratikleşme konusunda ülke yönetimine eleştiriler yöneltiyordu. Siyasi bir cinayet olarak nitelenen sözkonusu suikast hakkındaki soruşturma bizzat RF Başsavcısı Yuri Chaika tarafından yürütüldü. Politkovskaya, son olarak Çeçenistan'daki adam kaçırma ve işkence olaylarını araştırıyor, bu konularda başta Çeçenistan Başbakanı Ramazan Kadirov olmak üzere Moskova yanlısı Çeçen yönetimini suçluyordu.

Politkovskaya'nın öldürülmesi konusunda Kremlin tarafından herhangi bir açıklama yapılmazken, Çeçenistan Cumhurbaşkanı Alu Alkhanov ve Başbakan Ramazan Kadirov olaydan duydukları üzüntüyü dile getirdiler. Politkovskaya'nın çalıştığı Novaya Gazeta, suikastin sorumlularına ulaşılmasını sağlayacak bilgi temin edenlere bir milyon dolara yakın ödül vereceğini ilan etti.

Cinayet yurtdışında da yankı yaptı. ABD Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi Politkovskaya suikastini kınayarak sorumluların bulunması çağrısında bulundular.

Cinayetle ilgili yapılan yorumlarda, Politkovskaya'nın Çeçenistan ve Kuzey Kafkasya'daki insan hakları ihlallerini gündeme getiriyor oluşunun milliyetçi çevrelerin ve Rus yönetiminin tepkisini çektiğine işaret edilerek, suikast, bu çevrelerle ilişkilendirildi. Politkovskaya'nın bazı aşırı milliyetçi internet sitelerinde Rus halkının düşmanı olarak nitelendirildiği de biliniyor.

Uluslararası Gazetecileri Koruma Komitesi'nin verdiği bilgilere göre, Rusya'da 1992 yılından bu yana 42 gazeteci öldürüldü. Bu durum Rusya'yı, Irak ve Cezayir'den sonra gazeteciler için en tehlikeli üçüncü ülke konumuna düşürüyor. Bu cinayet Rusya'nın imajına da yeni ve çok büyük bir darbe vurdu. Kamuoyunda Anna Politkovskaya'nın, korkusuz araştırmaları, açık sözlü yazıları ve dürüstlüğü nedeniyle öldürüldüğü görüşü hakim.

Politkovskaya, suikasta kurban giden 12. Rus gazeteci. Ülke dışında en çok tanınan da oydu.
Öte yandan, 14 Kasım 2006'da Rusya'nın başkenti Moskova'da, National Oil Institute Fund şirketinin başında bulunan Zelimhan Magomedov'un öldürülmesi de dikkat çekici. Magomedov'un 2003'te kurulan şirketi, petrol ve doğalgaz alanlarında faaliyet gösteren küçük ve orta ölçekli işletmelere tavsiyelerde bulunup ve analizler yaparak gelişmelerine yardım ediyordu. Magomedov'un cinayetiyle ilgili Moskova'da, aralarında gazeteci Anna Politkovskaya ve Rusya Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Andrey Kozlov'un bulunduğu birçok cinayet zincirinin yeni bir halkası olduğu yorumları yapıldı.

Kasım 2006'da İngiltere'de eski bir KGB şefi Alexander Litvinenko'nun zehirli saldırıya uğraması, gözleri yeniden Rusya'ya çevirdi. Devlet Başkanı Vladimir Putin, yine şimşekleri üzerine çekti. Çünkü Litvinenko da Putin karşıtı bir isimdi. Sığındığı İngiltere'de uğradığı ve ölümle pençeleştiği saldırı öncesinde de Rusya yönetimine ağır suçlamalar getirmişti.

İngiltere'nin saygın gazetesi Independent'da Putin'e karşı eleştiriler, Rusya yönetimine suçlamalar yönelten kişilerin akıbetini anlatan bir haber yayınlandı. Gazete, Rus liderin bu akıbetlerle doğrudan bağlantılı olduğunu gösteren delil olmadığına dikkat çekti ve isimleri sıraladı. Gazeteye göre Putin karşıtı olup da kötü kaderle karşılaşanlar arasında Mikhail Khodorkovsky da yer alıyor. Kendisi ülkenin en zengin işadamıydı. Putin karşıtı siyasilere para yardımı yaptığı ortaya çıktıktan kısa süre sonra hakkında vergi kaçakçılığı ve yolsuzluktan dava açıldı. Karşılıklı iddialar ve uzun süren mahkeme sonunda Sibirya'da hapse atıldı. Gazetede yer verilen isimler arasında yer alan diğer bir işadamı Boris Berezovksy da, yönetimle ters düştükten sonra hakkında davalar açıldı. Ülkeden kaçıp İngiltere'ye sığındı. Rusya tarafında iddiaların tamamını yalanlandı. Tesadüfe bakın, Ukrayna'nın batı yanlısı Devlet Başkanı Viktor Yuşçenko da seçim öncesinde zehirlendi. Yüzünü tanınmaz hale getiren, az daha hayatına mal olan saldırıdan Rusya yönetimi ve Rusya yanlısı rakibi sorumlu tutuluyor. Rusya Başbakanı Mikhail Kasyanov da, 2004'te Putin tarafından görevden alındı. 2008 yılındaki seçimde Putin karşıtı cepheden aday olmaya hazırlanıyordu, artık siyasi hayatı bitti.

Diğer taraftan İngiltere'ye iltica eden KGB eski ajanı Aleksander Litvinenko'nun 01 Kasım 2006 tarihinde hastalanması ve sonrasında zehirlenme teşhisi konması da olaylar zincirinin başka bir halkasını oluşturdu ve zehirlenme, hem RF hem de Batı kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. İngiliz doktorlar, Litvinenko'nun muhtemelen Talyum ile zehirlenmiş olabileceğini kaydettiler.

Aleksander Litvinenko'nun zehirlenmesi ile ilgili olarak RF medyasında bir çok değerlendirme ve spekülasyon yapıldı. Bunlardan en önemlisi zehirleme olayının Kremlin'in talimatı ile gerçekleştirilmiş olabileceğidir.

İkinci senaryo ise Aleksander Litvinenko'nun 01 Kasım 2006 tarihinde KGB konusunda uzman olan ve İtalyan parlamenterlerine sızan KGB konusunda derinlemesine araştırma yapan parlamento komisyonunda görevli olan Mario Scaramella ile yaptığı görüşme sırasında zehirlendiği şeklindedir. Üçüncü senaryo da, Aleksander Litvinenko'nun 1990'lı yıllardan KGB'den meslektaşı olan, sonrasında ise Moskova tarafından dolandırıcılık-teröre destek vermekle suçlanan Kremlin karşıtı Oligark Boris Berezovski'nin güvenliği için çalışan, halihazırda ise RF Gizli Servisi'nin adamı olduğu ileri sürülen Andrey Lugovoi tarafından zehirlenmiş olabileceğidir.

Berezovski konuya ilişkin olarak 20 Kasım 2006 tarihinde yaptığı açıklamada: Andrey Lugovoi'nin Kremlin tarafından desteklenmiş olabileceğine işaret etmiş ve Lugovoi'nin halihazırda Moskova'da bir dedektiflik şirketi işlettiğini, kendisi ile en son Kasım 2006 ayının başlarında temas kurduğunu ve muhatabının milyon dolarlık bir dedektiflik iş ile ilgilendiğini kendisine söylediğini, bu duruma şaşırdığını, zira şahsına yakın bir kimsenin Moskova'da iş bulmasının mümkün olmadığını belirtti, bununla birlikte, olayla ilgili olarak kimseyi de işaret etmek istemediğini sözlerine ekledi.

Bugüne kadar Batıya iltica eden en yüksek dereceli KGB Eski mensubu olan Oleg Gordievski de Andrey Lugovoi'nin Federal Güvenlik Servisi (FSB) ile bağlantısının olabileceği konusunda spekülatif bir yorumda bulundu. Gordievski yaptığı değerlendirmede; talyumun KGB'nin klasik saldırı aracı olduğunu, Lugovoi'nin hapse atıldığını, kısa bir süre sonra serbest bırakıldığını ve yine kısa bir zaman diliminde iş konusunda başarılı bir kariyer yaptığını, bu hususların dahi anılanın KGB ile bağlantısının göstergesi olduğunu belirtti.

Aleksander Litvinenko'nun yakın arkadaşı olan Alex Goldfarb ise Litvinenko'nun zehirlendiğini, Litvinenko'nun Kasım 2006'da İtalyan vatandaşı ile öldürülen gazeteci Anna Politkovskaya hakkında bir görüşme yaptığını belirtti. Goldfarb ayrıca 1999 yılında meydana gelen ve 300 kişinin öldüğü apartman bombalanması olayının failinin de FSB oluğunu iddia etti. Ayrıca, Rus istihbaratının ülke dışı bir operasyona kalkışmasını da sürpriz olarak niteledi. İtalyan KGB uzmanı Mario Scaramella'nın, A.Litvinenko'ya A. Politkovskaya cinayetine karışan FSB personelinin isimlerinin yer aldığı bir elektronik posta gönderdiğini iddia eden Alex Goldfarb, A.Litvinenko'nun konuyla ilgili maddi bir delilin bulunmadığını düşündüğünü ifade etti.

2006 yılı içerisinde RF Duması'nın terörizmin yurt dışında takip edilmesi ve gerekli tedbirlerin alınması çerçevesinde FSB'ye ülke dışında operasyon düzenleme yetkisi verdiğine dikkat çeken Komünist Parti Milletvekili Viktor İlyukhin, zehirlerin gizli servisler tarafından yaygın olarak kullanıldığını ifade etti.
Tarihçi yazar ve SSCB döneminde "KGB'nin Yok Edicileri" adlı çalışmayı hazırlayan Aleksander Kolpakidi ise gelişmelerin ardında FSB'nin olduğu konusunda derin şüphelerinin bulunduğunu, zira zehrin çok kısa sürede tespit edilebildiğini ve izinin sürülebildiğini, Katar Doha'da öldürülen Çeçen Lider Zelimkhan Yandarbiyev olayının ardından, FSB'nin yeni bir skandal içerisinde yer almak istemeyeceğini, bu tür kararların SSCB döneminde üst düzey yönetim tarafından karar altına alındığını, bu bağlamda A.Litvinenko'ya yönelik bu tür bir hareketin mevcut rejimin çıkarlarına ters düştüğüne dikkat çekti.

Gizli servisler konusunda uzman ve "argentura.ru" adlı bağımsız web sitesinin editörü olan Andrey Soldatov ise A. Litvinenko'ya yönelik bir gizli servis saldırısı ihtimalinin göz ardı edilemeyeceğini, zira Litvinenko'nun irtibatları arasında bulunan eski KGB mensuplarının suç örgütleri ile önemli bağlantılarının bulunduğunu belirtti.

Beslan saldırısı sırasında bölgeye ulaşmaya çalışan Anna Politkovskaya da ciddi şekilde rahatsızlanmış ve konu ile ilgili olarak FSB'yi kendisini zehirlemekle suçlamıştı. Diğer bir Novaya Gazeta muhabiri Yuri Şçekoçikhin de 2003 yılında geçirdiği şiddetli alerjik reaksiyon sonucunda hayatını kaybetmişti. Zehirlenme sonucu öldüğü iddia edilen diğer kişiler arasında tutuklu olduğu halde 2002 yılında hapishanede hayatını kaybeden Çeçen lider Salman Raduyev ve 2005 yılında ölen Leça İslamov da bulunuyor. Her iki konuda da RF makamları, ölümlerin doğal nedenlerden kaynaklandığını açıkladı ve iddiaları reddetti. Diğer taraftan Arap orijinli Çeçen Lider Hattab da FSB ajanı tarafından kendisine gönderilen zehirli mektup neticesinde hayatını kaybetti. Konuya ilişkin bir başka örnek ise Çeçen İsyancı Lider Şamil Basayev tarafından 2005 yaz aylarında ortaya atılmış olup, anılan; çoraplarına FSB tarafından zehir bulaştırıldığını ileri sürdü. 1995 yılında ünlü Rus Banker İvan Kivelidi ve sekreteri telefon cihazlarına Talyum pudrası koyulmak suretiyle öldürüldü.

Çeçenistan'daki birinci savaş sırasında ayrılıkçıların saflarında yer alan, ancak daha sonra taraf değiştirerek "Gorets" (Dağlı) birliklerinin komutanı olarak Federal Güvenlik Servisi'nce (FSB) düzenlenen anti-terör operasyonlarına katılan ve bir süre Çeçenistan eski Cumhurbaşkanı Ahmet Kadirov'un güvenlik teşkilatı başkanlığını da yürüten Movladi Baisarov ise, 19 Kasım 2006 tarihinde Moskova polisi ve Çeçen özel birlikleri tarafından tutuklanmasına yönelik ortak bir operasyonda bir Çeçen özel birlik subayı tarafından vurularak öldürüldü. Baisarov, cinayet ve adam kaçırma suçlarına iştirak etmek suçlarından Eylül 2006'dan bu yana federal düzeyde aranmaktaydı.


Yorumlarda, Baisarov ile Rus yanlısı Çeçenistan Başbakanı Ramzan Kadirov'un arasının bir süredir açık olduğu ve birbirlerine karşılıklı olarak suçlamalarda bulundukları belirtilerek; Baisarov'un geçtiğimiz hafta verdiği bir mülakatta Kadirov'un kendisini tutuklatmak bahanesiyle öldürtmek istediğini belirtmiş olduğuna dikkat çekildi.

Tüm bu muhalifler güçlüleri rahatsız ediyordu. Kremlin'in tam da imajını düzeltmeye ihtiyacı olduğunu anladığı bir anda, gelişen ve birbiriyle bağlantısı yokmuş gibi görünen bu olaylar, tüm olumsuz düşünceleri pekiştirdi. Rusya'da kiralık katillerin işlediği cinayetlerin sayısı arttı ve kurbanların tümü Kremlin'e düşman. Kremlin ise sessizliğini koruyor.

Naciye Saraç
Global Yorum İnternet Dergisi
nsarac@globalyorum.com

Etiketler:
çeçenistan ve sırlı olaylar

YORUMLAR
Yorum yapmak için giriş yapın...

ADIGE KÜLTÜR EVİ KAPILARINI AÇIYOR.
ÇERKESÇE ÖĞRENİMİNDE ALFABE TARTIŞMALARI, YENİDEN
ÇERKES ETHEM’E VERİLEN ‘VATAN HAİNİ’ SIFATINA TEPKİ.
ABHAZYA ZAFERİNİN 20’NCİ YILI.
SURİYELİ 16 YAŞINDAKİ PİYANİST "DÜNYA BARIŞI" İÇİN ÇALACAK.
BURS GECESİNE DAVET
KAFKAS DİASPORASI ÖDÜL TÖRENİ TÜRKİYE GÜNDEMİNİ DEĞİŞTİRDİ
İLBER ORTAYLI, ÇERKES ETHEM HAİN DEĞİLDİR ÖZEL
MADALYA TÖRENİ
KÜLTÜR PROGRAMI-BURS GECESİ
/ 578>

EN ÇOK OKUNANLAR