NART
NART

GİRİŞ
Kullanıcı Adı

Şifre





>Üye Değilim     >Şifremi Unuttum

ETİKET BULUTU

MÜZİK ÇALAR
10
35WERE~1.MP3
9
3
2

Nart Ajans Reklam

AYNAYA BAKMAK

11 Mart 2011 Çerkes Hakları İnisiyatif'nin Ankara mitingi bana 31 Ağustos 2008 Düzce yürüyüşünü hatırlattı Düzce yürüyüşünde dayatmalarda bulunanlar, bugün Ankara yürüyüşüne karşı çıkmaktadırlar 12 Mart 2011 Cumartesi mitingine, Çerkes Hakları İnsiyatifi oluşumuna karşı çıkan Kaffed' in 'Dostlar' oluşumunun peşine kurumunu takarak provokatif eylemlere destek verirken ne düşündüğü bu gün inisiyatif için yaptığı açıklamalardan, suçlamalardan anlaşılıyor. Düzce yürüyüşü öncesi yöre halkı ve dernekleri ile diyalog kurmadan Ankara ve İstanbul'dan emir verircesine, üstelik yürüyüşün sorumluluğunu da son dakikaya kadar, mecbur kalıncaya kadar almadan, biz karar aldık Düzce'ye geliyoruz yürüyüş yapacağız diye dayatmalarda bulunan kişiler, şimdi 12 Mart 2011 Cumartesi Çerkes Hakları İnisiyatifi'nin Ankara yürüyüşüne karşı çıkmaktadırlar. * O kişiler, Ağustos 2008'de bölgedeki Abhazlara yaşattıkları olumsuzlukları, şimdi kendileri yaşamaktadırlar. * O kişiler, Ağustos 2008'de Düzce'deki halkımıza hakaret edenler şimdi kendileri nezaket beklemektedirler. * O kişiler, 1993'ten beri bağımsız olan Abhazya, yeni bağımsız olmuş gibi yürüyüşün adını bağımsızlık yürüyüşü koyup, kamuoyuna halkımız bedeller ödememiş, bağımsızlık bahşedilmiş gibi algılatırken bizleri Abhazya'nın tanınmasına kendileri kadar sevinmemişiz gibi bir akıldışılığa düştüler. Şimdi Çerkes Hakları inisiyatifini Kaffed'in çabalarını görmezden gelmekle suçluyorlar. * O kişiler, Ağustos 2008'de bölgedeki Abhazları ve kuruluşlarını siz Abhaz değil misiniz? Diye hain ilan ettiler. * O kişiler, Çerkes İnisiyatifi Ankara mitingine neden katılmıyorlar ve protesto ediyorlar. Yoksa bu kişiler Çerkes değiller mi, hainler mi * O kişiler, Çerkes İnisiyatifi Ankara yürüyüşüne katılmazlarsa hain ilan edilmezler mi Örnekler Çoğaltılabilir.
11-03-2011 - 980 kez okundu

Düzce yürüyüşünde Düzce Abhaz halkının ve derneklerin isteği, tanınmanın diasporada yarattığı coşkunun kurumsal öne geçme heveslerine alet edilmemesi, işbirliği içinde hareket edilmesi, vatanının ve halkının kaderinde önemli bir dönüm noktası olan tanınmanın sevincini yaşayan, tek gündemleri Abhazya olan Abhaz kurumlarına hırsla ve adeta hınçla yaklaşılarak tanınma sevincimizin gölgelenmemesiydi. Ama öyle olmadı, tanınma coşkusu bile Kaffed'in sinsice kurumsal öne geçme hevesini engellemedi.



En büyük kuruluş olduğunu iddia eden Kaf-Fed, şimdi Çerkes Hakları İnisiyatifine itiraz ederken 2008 yılının ilk aylarında "Abhazya'nın Dostları" oluşturulmaya başlanınca, neden bu oluşum bizleri bölecektir demediği gibi destek verdi Çünkü bizim baştan beri bildiğimiz, daha sonra herkes tarafından açık bir biçimde görüldüğü gibi bu oluşumun perde arkasında başrol oyuncusuydu

* Şayet o zaman Kaffed , Abhaz kurumlarını hiçe saymasaydı bugün kendisi de hiçe sayılmazdı. Bunun yolunu açan Kaffed'dir. Kaldı ki mitingi düzenleyen inisiyatif, Kaffed'i yalanlamakta, baştan itibaren Kaffed'in bilgilendirildiğini söylemektedir. Kaffed'in işbirliği değil yönetme ve kurum yarıştırma, öne geçme isteğini gayet iyi bilen bizler için bu durum şaşırtıcı değildir.

* Şayet o gün Kaffed Düzce yürüyüşünü her zaman yaptığı gibi diğer kurumları yıpratma aracı olarak kullanmasa, işbirliği yapmayı bilse bugün Ankara mitingi de çok farklı bir biçimde yapılabilirdi.

* "En büyük kuruluş benim, sizi ben temsil edeceğim" diye dayatmalarda bulunan Kaffed

Kuzey Kafkas diasporasının bugünkü bölünmüş duruma gelmesinde etkin rol oynamıştır. Ve kendisini sorgulaması gerekmektedir.



* Türkiye Cumhuriyeti, 2000'li yıllarda Avrupa uyum yasaları nedeniyle, medeni kanunda değişiklikler yapmış ve dernekler kanunda getirilen yeni haklar çerçevesinde kamu yararı niteliği taşımayan derneklere de üst örgütlenme hakkı tanımıştır.

* Türkiye genelinde bulunan Kafkas Dernekleri ile yapılan bir dizi toplantı sonrası Abhaz ve diğer Kuzey Kafkas Halkları'nın sivil toplum örgütleri birlik ve dayanışma içinde olmak amacıyla bir üst kuruluş (federasyon) çatısı altında örgütlenmeye karar verilir.

* Kuruluş aşamasında Ankara'nın bilinçli olarak sergilediği tutum ve davranışlar nedeniyle diğer Kuzey Kafkasyalıları temsil eden kuruluşlar bu örgütlenmeye katılmadılar. Ankara'nın bu yaklaşımı ve amacı düşündüğü OYUNU rahat oynayabilmekti.



Ve bildiğiniz gibi 03 Temmuz 2003 tarihinde Kafkas Dernekleri Federasyonu (Kaf-Fed) kurulmuştur.



Kafkas Dernekleri Federasyonu'nun ilk yönetim kurulu toplantısında Ankara zihniyeti "eh artık biz federasyonumuzu kurduk, en büyük kuruluş biziz bundan sonra tüm Kuzey Kafkasya ve Abhazya'yı da biz temsil etmeliyiz" diye söyleyerek, kuruluşunda yer alan Abhazları ve örgütlerini yok sayarak anlaşılmaz tutum ve davranışlara girmişlerdir. Bu davranışlar ne yazık ki sonraları da devam etmiş hala devam etmektedir.

* Türkiye ile Abhazya arasındaki resmi ilişkileri yürüten kurumu lağv ettirme için gösterdikleri bunca çabanın, ayak oyununun sebebi ne olabilir?

* Kaffed'in Abhaz-Gürcü sorununda başrol oynamak istemesinin nedeni ne olabilir? Abhaz kuruluşları, vatanları Abhazya'yı Kaffed'den daha mı az sever?



Bilindiği gibi ABHAZYA, 23 Temmuz 1992 tarihinde egemenliğini ilan eder ve Gürcistan'ın saldırısına maruz kalır. 13 ay süren Abhaz-Gürcü savaşı bitimi 1993 yılından beri Abhazya'yı yanıltıp Gürcistan içine nasıl katabiliriz hesaplarını yapan başta ABD, Gürcistan, Batılı Devletler ve bu devletlerin Sivil Toplum Örgütleri faaliyetlerini, KOSOVA bağımsızlığının tanındıktan sonra hızlandırmaya başlamışlardır. Ayrıca, batılı diplomatlar ve heyetler de sık sık Abhazya'yı ziyaret ederek ve 1992 savaşı öncesi statüyü biraz daha genişletilmiş haklarla süsleyerek Abhazya'nın Gürcistan'a katılması yönünde dayatmalarda bulunmuşlardır.



KOSOVA'nın tanınmasından sonra, bağımsızlık bekleyen devletlere emsal teşkil etmiştir.



17 Şubat 2008 tarihinde KOSOVA'nın tanınması ile birlikte uzun yıllar dondurulmuş bir mesele olarak görülen ve hatta bazılarımızın "REEL BİR POLİTİKA DEĞİL, BİR RÜYA...'' dedikleri ABHAZYA'nın "Bağımsızlığının Tanınması''nın önü de tamamen açılmıştır



KOSOVA'nın tanınmasından sonra (Mart 2008), tanınmamış ülkelerin tanınma çabasıyla köşeye sıkışan Gürcistan yönetimi "Abhazya ve Güney Osetya'yı geri kazanmak için yeni bir çözüm paketi üzerinde çalıştığını duyururken Sohum'a baskı için Türkiye'deki Kafkas diasporasının devreye sokulmasını istiyor. Gürcistan'ın Sorunlu Bölgelerden Sorumlu Devlet Bakanı Temur Yakobaşvili, Güney Osetya ve Abhazya'daki sorunların çözümünün hazırlığı içinde olduklarını söylüyordu.



Anadolu Ajansı'na özel demeç veren Yakobaşvili, "Abhazya'da yaşadıkları sorunların çözümü sürecinde, Türkiye Abhaz diasporasının etkin rolü olabileceğini kaydediyor ve "Türkiye'deki Abhaz toplumunu kullanarak sorunları çözeceğini" söylüyor.



Ayrıca "Türk hükümetinin de Abhaz diasporasını sorunun Gürcistan'ın toprak bütünlüğü temelinde çözüm bulması için ikna edebileceğini" savunan Yakobaşvili, "Türkiye'den başka bir beklenti içinde olmadıklarını, ancak bu yönde atılacak adımların sorunların çözümüne çok büyük katkı sağlayacağını' ifade etmiştir.

Gürcü Bakanın bu açıklamalarından sonra, Türkiye'de Abhazya ile ilgili Gruplar türemeye başlamıştır. Türeyen bu gruplar ABHAZYA DEVLETİ'NİN izlediği politikaların yanlış olduğunu iddia ederek aşağıdaki ifadeleri de içeren çeşitli yazılarla propaganda yapmaya başlarlar:



"Abhazya, geride kalan zaman içinde, (büyük ölçüde mecburiyetten ve kısmen zafiyetten) sadece Rusya'ya endeksli bir dış politika yürüttü. Bırakın Batı ile temas kurmayı, Abhazya için "potansiyel fayda" oluşturabilecek tarafsız ülkelerle dahi yeterince ilişki geliştirilemedi. Uluslararası örgütlerle ilişkilerde de yetersiz kalındı. 1991-92-93 yıllarında UNPO (BM'de Temsil Edilmeyen Halklar Örgütü) ile sağlanan olumlu işbirliği ileriye götürülemedi."



"Rusya'nın Abhazya için nasıl bir gelecek tasarladığı belli değildir. Uluslararası ilişkiler satranç oyunu gibi "al-ver" ler üzerine yürütüldüğüne göre, Rusya'nın her an "iyi bir bedel" karşılığı Abhazya'dan vazgeçebileceği olasılığı ortadadır. Rusya'nın bağımsız bir Abhazya öngördüğünü düşünsek dahi, endişelenmek için yeterince sebep vardır: Zira Rusya'nın uluslararası ve bölge politikaları 20 yıldır mevzi kaybetmektedir. Şimdi Kosova, ondan önce Acaristan, daha önce Ukrayna, daha önce Orta Asya ülkeleri vs. Hepsinde Rusya'nın dediğinin, istediğinin tersi oldu. Sonuç olarak, bugüne kadar Abhazya'yı koruyup kollayarak "Cebrail" rolü oynayan Rusya'nın aynı zamanda "Azrail" yetkisine sahip olması, Abhazya için trajik bir paradokstur."



Yukarıda gördüğünüz gibi yazılı beyanlarla çağın ileri iletişim organlarını da kullanarak Abhaz ve Kafkas gençliğini de etkilemeye çalışırlar.



Abhaz Halkı'nın BAĞIMSIZLIK HEDEFİNE ulaşılması için Abhazya'nın ilk Devlet Bşk. Sn. Ardzınba tarafından oluşturulan politikalar, Sn. Bagapş ve yönetimi tarafından da Ardzınba'nın çizdiği yolu ve politikaları izliyoruz diyerek sürdürülmüştür.

Bu gruplar diaspora olarak buradan Abhazya'nın yürüdüğü kutsal yolun ve yürüttüğü davanın, izlediği politikaların yanlış olduğunu söylemekten çekinmemişlerdir.

Bu gruplar anti faaliyetlerini sürdüre gelirlerken, Abhazya ve Güney Osetya Cumhuriyetleri'nin, 26 Ağustos 2008 tarihinde Rusya Federasyonu tarafından tanınması gerçekleşir.



* Düne kadar ABHAZYA DEVLETİ'NİN izlediği politikaların doğru olmadığını ve bu

Politikaların değişmesi gerektiğini savunan,

* Abhazya; bağımsızlığını sınırı olması dolayısıyla hayati önem taşıyan Rusya'ya tanıtmaya çalışırken, Abhazya'nın Rusya ile olan ilişkilerinin de yanlış olduğunu söyleyen,

* Abhazya üzerine oyunlar oynamaya çalıştığı bilinen bazı Batılı devletlerle diasporanın ilişkilenmesi için kurulan,

* Amerika ve Batılı devletlerin politikalarını Abhazya'ya enjekte etmeye çalışan batılı Sivil Toplum Kuruluşları (STK) ile ilişkileri olan grupların



ABHAZYA DEVLETİ'NİN izlediği politikalara karşı çıkarak bir halkın geleceği ile oynamaya kalkışan kişilerin, Abhazya ve G. Osetya tanınınca, maskeleri düştü. Bu nedenle diasporada sadece kendileri yaşıyormuş gibi alel acele yürüyüş-kutlama ve benzeri etkinlikler yaptılar.

Bu girişimleri, şov ve ucuz kahramanlık; ön planda olma, kendi hatalarını örtbas etme ve tanınma coşkusunu kullanarak bazı çevrelere diasporada bir güçleri varmış gibi bir imaj yaratma çalışmasından başka bir şey değildi.



Çerkes Hakları İnisiyatifi'nin her ne kadar eksiklikleri olmuşsa da 12 Mart 2011 Cumartesi günü Ankara'daki mitinglerinin Çerkes halkı için başarılar sağlamasını dilerim.



Saygılarımla

İlhan KIYMET

11.03.2011

Etiketler:
aynaya bakmak

YORUMLAR
Yorum yapmak için giriş yapın...

MIZAGE DERGİ YÖNETİCİLERİ KAYSERİ'DE
KARAÇAY-BALKAR KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ 13. GENEL KURULU.
AYŞE & HAKAN EKER GELİN ALMA
ÇAĞDAŞ SANATLAR MÜZESİ'NDE MIZIKA DİNLETİSİ
ESKİŞEHİR KUZEY KAFKAS KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ CİHAN ERTOK İLE DEVAM DEDİ
ESKİŞEHİR KUZEY KAFKAS KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ GENEL KURULUNU YAPTI.
KAFKASYA UÇUŞLARI BAŞLADI
ARDA ARGUN'A LEON NİŞANI
ADİGE MİLLİ KIYAFET GÜNÜ KUTLANDI
KAFDAV YAYINCILIK ESKİŞEHİR KİTAP FUARINDA
/ 599>

EN ÇOK OKUNANLAR
Kayıtlı başka haber bulunmamaktadır